İlk kitabı elinize alıp baktığınızda kapakta Gandalf’ı görürsünüz. Kitabın arkasını çevirdiğinizde karşınıza çıkan yazı eserin güzelliğini çok güzel ifade etmektedir: “Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien’ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek! “Yüzüklerin Efendisi” son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm
edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlıkdurumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.“.

Benzer yazı bulunamadı.
yorumu filmin hayranı olarak yazıyorum ama güzel yazı olmuş :) tolkien in yarattığı dünya konusunda eklemek istedğim birşey var. bizde de gotik tarzı beniseyip dünya yaratmış yazar ve çizerler var. çizgiroman dünyasında buna rastlamak mümkün. başta sezgin burak ve suat yalaz ı sayabilirim. fakat peter jackson gibi bir kitap hayranı çıkıpta yaratılan o dünyayı benimseyip hayat meselesi haline getiremediği için, çok okumayan toplum olan bizlerde bu yaratılan dünyalar tozlu raflara mahkum olup gitmiştir. umarız yaratıcı sinemacılarımız çıkar da günün birinde hollywood a kaptırmadan bu hikayeleri sahiplenip hakettiği değeri veririz. tabi bu da ayrı bir yazı konusu :)
Neden hala yüzüklerin efendisi’nden bahsetmedin diye şaşırıyordum bende! Basketbol sevginin yanında bu senin ‘tutkun’ gerçekten de.. Güzel bir ‘başlangıç’ olmuş. Başlangıç diyorum çünkü eminim filmi izlerken, kitabı okurken ya da frp oynarken bile kendini bu kadar kaptırman bana bu yazının sadece başlangıç olduğunu, Tolkien tutkunun yazıya dökülmesinin bununla kalmıycağını söylüyor :) Eline sağlık..
Sevindim.Tek delinin ben olmadığımı görünce çok sevindim gerçekten.Yazarla tek farkım sanırım figür koleksiyonum.Onun dışında üçlemeyi kaç kere izlediğimi ve daha kaç kere izleyeceğimi bilmiyorum.Her defasında farklı bir şeyler düşündürüyor bana, her defasında gündemin farklı bir yerine oturtmayı bile becerebiliyorum.Sapkınlık deyin hastalık deyin ama öyle.Günümüzün nice komplo teorilerini nice milletlerini, nice güç odaklarını filmde kimi savaş saflarında, kimi ihanetlerde, kimi sadakatlerde hep yakalamışımdır kendimce.Nedense Rohan’ı ve aklı ihanet odaklarınca zehirlenmiş hükümdarını düşününce ülkemi düşünürüm.Ama yine de insanlığın, coğrafyanın huzura ermesi için ülkemin çok önemli bir aktör olduğuna oldum olası inanır ve bu ümidi Rohan süvarileriyle birleştiririm.Sarumanları Gandalfları toplumun manevi cephedeki kanaat liderlerine yorar, kiminin zaman zaman ihanete düşebildiğiniyine LOTR’de görürüm.Böyle psikopat bir bağlantım var hikayeyle.Kitabı ilk lise yıllarımda okudum.Fantastik türle ilgim ve bilgim sıfırdı.Okumam bittiğinde, daha sonra kendimi “ne kadar da salakmışım” diye sorgulamama neden olan ve kitabı ödünç aldığım arkadaşıma sorduğum soru ilginçtir.”Abi bunlar ne zaman yaşanmış ya?” Sanırım bu soru herşeyimi açıklıyor.Evet ben de bir LOTR Psikopatıyım.Bundan da memnunum..Off Bi eksiklik hissettim..Sanırım şimdi gidip Gandalf ile Miğferdibi surlarında savunma yapmam gerek.İzninizle :)