Yüzüklerin Efendisi ve Tolkien Eserleri

Mehmet Mert Sarı yazıyor. | 02 Mayıs 2010 Paylaş

İlk kitabı elinize alıp baktığınızda kapakta Gandalf’ı görürsünüz. Kitabın arkasını çevirdiğinizde karşınıza çıkan yazı eserin güzelliğini çok güzel ifade etmektedir: “Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien’ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek! “Yüzüklerin Efendisi” son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm

edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlıkdurumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman.“.

Özellikle ilk cümle, muhabbet ederken konu Yüzüklerin Efendisi’ne veya edebiyata geldiği zaman karşımdakileri kategorize ettiğim cümle oluyor! Benim için de insanlar okumuş olanlar ve okuyacak olanlar olarak ikiye ayrılıyor bir anda. Üzülürüm hala okumamış olanlara da! Kimisi ise sadece filmleriyle ele alıyor ya, onları hiç anlamıyorum! Senaryosu bir kitabı esas alarak yapılan hangi film kitaptaki tadı verebilmiştir ki?
Aslında önce Yüzüklerin Efendisi’nin benim için ne ifade ettiğinden bahsedeyim. En sevdiğim edebi eser veya film desem -kendi açımdan- çok komik bir yanıt vermiş olurum; çünkü Yüzüklerin Efendisi bende bir hastalık kıvamında! Nasıl ki Star Wars’un fanatikleri vardır (dinine Jedi yazdıranlar mı istersin, Yoda’ya tapanlar mı istersin), bende de -tabii ki tapınacak kadar değil, mantıklı bir hastalık- Yüzüklerin Efendisi bir tutku. Üçlemeyi kaç defa okuduğumu veya filmlerin özel kesilmemiş sahnelerle birlikte olan ve üçü toplam 12 saat süren versiyonunu kaç defa izlediğim konusunda hiçbir fikrim yok! Hala gelişmeye devam eden bir figür koleksiyonum var ve bitirmeye çabalıyorum. Ancak Türkiye’de artık figürler kalmadığından veya kalanlar da büst/heykelcik sınıfında olduğundan çok pahalı. Ama ben yılmayacağım ve tamamlayacağım koleksiyonumu. Boynumda Tek Yüzüğün replikası olur çoğu zaman, parmağımda da Aragorn’un yüzüğü (çoğu kişi ne olduğunu bilmeden “Oğlum o yüzük ne lan parmağında kıro gibi” dese de ben takmıyorum tabii ki, cahilliklerine veriyorum :) olur öyle şeyler.
Peki neydi bende bu kadar büyük bir etki yaratmasını sağlayan? Ben Yüzüklerin Efendisi ile filmlerden önce tanışan biriyim. Bir kitabı okurken benim kıstas aldığım, yazının sizi tamamen içine alması ve kafanızı kitaptan kaldırana kadar o kitabı yaşamaya devam etmenizi sağlamasıdır. Yüzüklerin Efendisi’nin ilk sayfasından itibaren bir anda bu dünyadan soyutlanıp kendinizi Orta Dünya’da buluyorsunuz! Yüzük Kardeşiliği’nde önce bizleri kitaba ve bir Tolkien eserine hazırlayan çevirmenin notu ve çevirilmiş bir nota önsöz kısımları çıkıyor karşımıza. Sonra Tolkien’in elinden çıkan önsöz ile önceki iki kısımda ısınma turlarını attığımız o evrenin içine balıklama dalıyoruz! Orta Dünya ile ilgili bilgilerle karşılaşıyoruz; ama çok da ayrıntılı olarak değil. Sonra da asıl öykü başlıyor. İlk dikkati çeken, maceranın geçtiği mekanların sanki kurgu olduğu değil de birebir o mekanları görmüş veya yaşadığınız hissine kapılmanız. Shire’da buluyorsunuz kendinizi; akan derelerin, yeşlilliğin, Çıkınçıkmazı’nın içinde!

İkinci Dünya Savaşı zamanlarında tamamlanan kitapta, dünyamızın içinde bulunduğu durumun da biraz kitaba yansıdığını da hissetmek mümkün. Sadece bir fantezi kitabı olarak yaklaşırsanız çok ama çok büyük bir hata yapmışsınız demektir. İyiyi, kötüyü, gücün karakter üzerine etkisini, arkadaşlığı, macerayı, korkuyu, gerilimi, savaşı her şeyi bulabiliyorsunuz eserde!
Şimdi J.R.R Tolkien’in ne yaptığına bir göz atalım. Bence akıl almaz bir iş çıkarmış! Çünkü konu sadece Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ile ilgili değil! Bir dil profesörü olan Tolkien aklında bir dünyayı -Orta Dünya’yı- yaratmaya başlıyor ve bu dünyanın ilk örneğini çocuklarına yazdığı Hobbit kitabıyla kaleme alıyor. Sonra birden bu kitap büyük bir ilgi topluyor. Bambaşka bir evrende, bambaşka ırklar ve dillerde geçen hikaye bir anda çok yüksek satışlara ulaşırken; bir yandan da saygın bir dil profesörünün bu tarz bir yazı kaleme alması, Anglosakson yazarlar camiası tarafından ilk etapta hiç de hoş karşılanmasa da devam eden eserlerde her biri şapka çıkarmak zorunda kaldılar. Hobbit’teki başarının ardından Tolkien de aklındakileri bir bir kaleme alıp, Orta Dünya’nın tarihini yazmaya başlıyor. Ölümünden sonra da oğlu Christopher Tolkien, babasının notlarından yola çıkarak Orta Dünya tarihini bizlere yansıtmaya devam ediyor.
Sadece bir kitap değil Tolkien’in yazdıkları. O kadar basite indirgemek haksızlık olur! Düşünsenize, şu an 3 çağına tanıklık ettiğimiz bir dünyayı sıfırdan yaratıyor, tüm tarihiyle birlikte! Haritalar hazırlıyor ve bu haritalar da çağlara göre coğrafi farklılıklar gösteriyor (nasıl ki dünyamız ilk başta tek bir bütün kara parçasıyken daha sonra ayrılmaların başlaması ile kıtalar oluşmuşsa, Orta Dünya haritası 1. çağda ve 3. çağda farklı), ırkların kendi dillerini ve alfabelerini yaratıyor! Tam bir tarih kitabı gibi olduğunu, aslında bir zamanlar tüm bunların yaşandığını bile düşünmeden edemiyor insan. Cüce alfabesinin latin alfabesi ile eşleşmeleri, ya da kitabın arkasında bir Elfçe-Türkçe sözlük bulmak insanı o farklı evrene götürmeye yetiyor da artıyor bile.
Aslında Tolkien eserleri ve Yüzüklerin Efendisi hakkında söylenecek çok daha fazlası var; ama bence okuyun! Kendiniz görün, hissedin ve yaşayın.

Benzer yazı bulunamadı.

3 yorum var
  1. Uğur Günel - 3 May 2010 02:22

    yorumu filmin hayranı olarak yazıyorum ama güzel yazı olmuş :) tolkien in yarattığı dünya konusunda eklemek istedğim birşey var. bizde de gotik tarzı beniseyip dünya yaratmış yazar ve çizerler var. çizgiroman dünyasında buna rastlamak mümkün. başta sezgin burak ve suat yalaz ı sayabilirim. fakat peter jackson gibi bir kitap hayranı çıkıpta yaratılan o dünyayı benimseyip hayat meselesi haline getiremediği için, çok okumayan toplum olan bizlerde bu yaratılan dünyalar tozlu raflara mahkum olup gitmiştir. umarız yaratıcı sinemacılarımız çıkar da günün birinde hollywood a kaptırmadan bu hikayeleri sahiplenip hakettiği değeri veririz. tabi bu da ayrı bir yazı konusu :)

  2. boobudu - 3 May 2010 13:16

    Neden hala yüzüklerin efendisi’nden bahsetmedin diye şaşırıyordum bende! Basketbol sevginin yanında bu senin ‘tutkun’ gerçekten de.. Güzel bir ‘başlangıç’ olmuş. Başlangıç diyorum çünkü eminim filmi izlerken, kitabı okurken ya da frp oynarken bile kendini bu kadar kaptırman bana bu yazının sadece başlangıç olduğunu, Tolkien tutkunun yazıya dökülmesinin bununla kalmıycağını söylüyor :) Eline sağlık..

  3. İsmail Demir - 26 Ağu 2010 11:55

    Sevindim.Tek delinin ben olmadığımı görünce çok sevindim gerçekten.Yazarla tek farkım sanırım figür koleksiyonum.Onun dışında üçlemeyi kaç kere izlediğimi ve daha kaç kere izleyeceğimi bilmiyorum.Her defasında farklı bir şeyler düşündürüyor bana, her defasında gündemin farklı bir yerine oturtmayı bile becerebiliyorum.Sapkınlık deyin hastalık deyin ama öyle.Günümüzün nice komplo teorilerini nice milletlerini, nice güç odaklarını filmde kimi savaş saflarında, kimi ihanetlerde, kimi sadakatlerde hep yakalamışımdır kendimce.Nedense Rohan’ı ve aklı ihanet odaklarınca zehirlenmiş hükümdarını düşününce ülkemi düşünürüm.Ama yine de insanlığın, coğrafyanın huzura ermesi için ülkemin çok önemli bir aktör olduğuna oldum olası inanır ve bu ümidi Rohan süvarileriyle birleştiririm.Sarumanları Gandalfları toplumun manevi cephedeki kanaat liderlerine yorar, kiminin zaman zaman ihanete düşebildiğiniyine LOTR’de görürüm.Böyle psikopat bir bağlantım var hikayeyle.Kitabı ilk lise yıllarımda okudum.Fantastik türle ilgim ve bilgim sıfırdı.Okumam bittiğinde, daha sonra kendimi “ne kadar da salakmışım” diye sorgulamama neden olan ve kitabı ödünç aldığım arkadaşıma sorduğum soru ilginçtir.”Abi bunlar ne zaman yaşanmış ya?” Sanırım bu soru herşeyimi açıklıyor.Evet ben de bir LOTR Psikopatıyım.Bundan da memnunum..Off Bi eksiklik hissettim..Sanırım şimdi gidip Gandalf ile Miğferdibi surlarında savunma yapmam gerek.İzninizle :)

yorum yapın
  • Etiket Bulutu

    abd afer.in allen amerika atatürk avrupa basketball basketbol blog bryant ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson izmir jordan kadın kobe Mizah nasıl yapılır nba otobüs parlaklık reklam seyahat Sinema Spor takım tarih tatil türkiye vize çocuk öğrenci üniversite ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

    • 2010 (116)
    • 2009 (92)
  • Bizi tanımak ister misiniz?