Utah Jazz deyince NBA severlerin aklına başlıca üç isim gelir: John Stockton, Karl Malone ve Jerry Sloan. İlgiyi üçüncü isme çekmek istiyorum. Utah Jazz’ın koçu Jerry Sloan’a.
Koç dediğimiz kişinin görevi (head coach) takımın -futbolla özdeşleştirirsek- teknik direktörülüktür. Sloan Jazz Organizasyonu’nda bu görevi tam 22 yıldır sürdürüyor.
Madem futbolla özdeşleştirmeye başladık, ülkemizdeki futbol takımlarındaki yönetimleri ele alalım. Her şeyden önce tek bir gerçek var: Bir ligde kaç takım bulunursa bulunsun; sadece tek bir takım şampiyon olur. Ülkemiz futbolunda ise büyük takımları baz alırsak, her biri şampiyonluk parolasıyla sezonlarına başlıyorlar. Ancak sezonu şampiyon bitirmedikleri taktirde, hemen yönetim yeni bir teknik direktör arayışına geçiyor. Bu durum çok büyük bir yüzde ile (özellikle Beşiktaş’ta) gerçekleşiyor.
Tekrar Sloan’a dönelim. Soru basit: Jerry Sloan, Utah Jazz ile hiç şampiyonluk yaşadı mı? Yanıt: Hayır!
İstikrar kelimesi burada kendini gösteriyor. Ligin sonunda şampiyon olamasa da Jazz takımı Sloan önderliğinde ligde başarılı bir takım oldu. 22 yıllık kariyerinde sadece 4 defa Utah’ı play-offlara götüremedi. Ancak yönetim, Jazz 2000-2004 yılları arasında üç defa üst üste play-offları kaçırsa da Sloan’ın işine son vermedi.
1988-89 yılında Utah Jazz’ın başına geçen Sloan, 1997-98 ve 1998-99 sezonlarında, takımını NBA Finalleri’ne taşıdı. Kariyerinde şu ana kadar ulaştığı en büyük iki başarı olan bu yıllarda, Jazz’ı durduran isim Majesteleri Michael Jordan oldu. Chicago Bulls iki yıl peş peşe Finallerde karşılaştığı Jazz’ı yense de, Sloan takımını şampiyon yapamasa da hala görevinin başında. Takımı ile 1000 galibiyetin üzerinde maç kazandı. Hall Of Fame (Şöhretler Müzesi)’e adını yazdırdı.
İşin ironik tarafı ise Bulls tarafından iki defa şampiyonluktan men edilen Sloan’ın basketbol kariyerinde –çaylak sezonu hariç- Chicago oynamış olması ve koçluk kariyerine de yine Chicago’da başlamış olması. Üç yıl Bulls’ta koçluk yaptıktan sonra 1988’te Utah’ın başına geçti ve 22 yıldır görevinin başında.
Kariyerinde NBA Finalleri’ne yürürken, ligin gelmiş geçmiş en fazla assist yapan (15806) oyuncusu olan John Stockton ve başarılı forvet Karl Malone ile birlikte çalıştı. Oynattığı sistem savunmanın ön planda olduğu, sert, rakiplerini sindirici, pasa dayalı bir sistemdir. Rakiplerini sindirmek için sert foullerden kaçınılmayan ve pota altına giren rakiplerini caydırmaktan çekinmez.
Sloan’ın eksilerine bakarsak da inatçılığı ön plana çıkmaktadır. Savunmada, eğer bir süperstar savunulacaksa, ek önlemler almayı inadına tercih eder! İşler çok kötü gitmedikçe de inadından vazgeçmez. Bir diğer eksisi ise çaylak oyunculara karşı acımasızlığıdır. Çaylakarın potansiyelini sahaya yansıtmalarına pek fırsat tanımaz. Skoru belli olan maçlarda oynatır veya rotasyonda bir kaç dakika verir. Stockton ve Malone’un çaylak sezonlarında Sloan’ın henüz Jazz Organizasyonuna gelmemiş olmasını bir şans olarak görebiliriz!
Artık kendi oyun sistemini herkese kabul ettirmiş, otoriter, saygı gören bir kişi. Türkiye’de olsa kaç yıl bir takımın başında kalırdı tahmin edemiyorum! Artık Sloan’ın da hakettiği NBA Şampiyonluğu’na ulaşmasını merakla bekliyorum. Tabii bu dileğimin bu sezon gerçekleşmeyeceği de ortada!
Benzer yazılar:
un like
Jerry Sloan’ı mı, yazıyı mı? :D