İlk yazımızın ardından baya bir süre geçti, bilgisayarlarımız tekrar tozlandı. Baştan anlatmam gerekeniyse şimdi anlatacağım. O yüzden okuduğu yazıyı mutlaka uygulamak konusunda takıntılı arkadaşlar, ilk yazıda anlattığım şeyleri tekrar uygulayarak bilgisayarlarını güzelce temizleyebilirler.
Bu kişiler bilgisayarlarının tozunu tekrar almakla meşgulken, kalanlara, bilgisayarlarının temiz ömrünü nasıl arttırabileceklerini anlatacağım. 17-18 yıldır klavyesinin tuşlarına dokunduğum, ekranıyla göz göze geldiğim bilgisayar denen olguyu kullandığım bu uzun süre boyunca edindiğim tecrübelerden bir demet…
1- Örtü kullanın: İlk önerimiz nostaljik olsun. 1990’ların başlarında gördüğüm bilgisayarlara böyle davranılırdı. Bilgisayarlar için gri renkli, deriden örtüler olurdu. İnsanlar bilgisayarlarını kapattıktan sonra, monitörün üzerine o örtüden geçirir, klavyenin üzerini de örterlerdi. Kasanın örtüldüğünü hatırlamıyorum, zaten çalışmadığı sürede yanlardan toz girme ihtimali çok düşük olacaktı. Bu geleneği günümüze uyarlarsak, sadece klavyeyi örtmenin makbul olacağını düşünebiliriz. Monitörlerimiz kocaoğlan CRT’lerden çıtkırıldım LCD’lere dönüştü, içeriye toz girmesi bir nebze daha önemsizleşti. Ama yine de kullanmak, daha temiz kalan bir bilgisayara davetiye çıkaracaktır. Arama motorunuzda “monitör örtüsü”, “klavye örtüsü” diye arattığınızda ufak bir araştırmayla bu amaçla üretilmiş ürünleri bulabilirsiniz. Ya da niye hazır şey kullanıyorsunuz? Kesin, biçin kendiniz yapın!
2- Hava filtresi takın: Kasalara hava girişi, yan kapağındaki deliklerden ve önündeki ızgaradan gerçekleşir. Tabi ki havayla birlikte o kocaman deliklerden toz girmesi kaçınılmaz. Bun’çün, hava filtresi diye bir ürün geliştirmişler. Hava geçer toz geçmez! Toz da geçebilir tabi pratikte ama, filtresiz 100 birim geçiyorsa filtreli 5-10 birim bir şey geçiyordur herhalde. Hatta daha bile az geçebilir. Hava filtrelerinde, üstteki maddedeki gibi “kendin yap” düsturunu önermeyeceğim, çünkü bu doğrudan bilgisayarın hava dolaşımına etki edecek bir şey. Doğru üretilmemiş bir hava filtresi içerideki hava akışını azaltabilir, bu da ısınmalara ve donanım arızalarına davetiye çıkarmak demektir. O yüzden dikkatli araştırmakta fayda var. Kasa kapağının dışında fanlara da takılmak için üretilmiş olan hava filtreleri mevcut. Araştırmanızı arama motoruna “bilgisayar kasa filtresi” yazarak gerçekleştirebilirsiniz. “Hava filtresi” diye aratırsanız sonuçların çoğu arabayla ilgili olacak, vaktinizi bununla geçirmeyin.
3- Kasayı yükseğe koyun: Çocukken evde koşturduğumuzda annelerimizin “Otur yerine toz kaldırma!” ikazlarını hatırladık mı? O zamanlar biz de içimizden annelerimize kızardık “ne titiz bir insan bu yahu!” diye, ama söyledikleri aslında doğruydu. Her adımımızı geçtim, her nefes alışımızda görmediğimiz milyonlarca birim toz ortalıkta dolaşıyor. Bu dolaşan tozlar genellikle zemine doğru daha yoğun halde takılıyorlar. Kasamız yerde bulunduğunda ise havalandırma deliklerinden girmeleri çok daha kolay hale geliyor. O yüzden kasayı mümkün olduğunca yükseğe koymak, kasa içerisinin yerden kalkan tozlar tarafından istila edilmesini asgari düzeye indirecektir.
4- Gereksiz donanım takmayın: Kullanmayacağınız fazladan donanımı “zengin gösterir” diye takmayınız. Bu iç donanım olur, USB ya da Firewire ile dışarıdan takacağınız bir donanım olur… Hiç fark etmez. Birincisi, sisteme gereksiz yüktür. Ama bilgisayarınız güzelse çok da mühim performans düşüşlerine neden olmaz. Bu maddedeki esas değinmek istediğim şey, özellikle iç donanımlar için. Mesela PCI ile takılan eski bir TV kartınız var diyelim. Kullanmayacaksanız takmayın. İçeride boş yere hacim kaplayıp hava dolaşımına olumsuz etki yapmasın. Ya da diskten diske kayıt yapmıyorsanız iki adet optik sürücü kimin neyine? 4 adet sabit diske bir şey demem ama bak, aynı anda RAID hem 0 hem de 1 yapanlar vardır.
5- Kabloları toparlayın: Kasayı ilk defa açtınız diyelim ve bir de ne gördünüz? İçerisi tam bir kablo deryası! Hele Seri ATA teknolojisinden önceki bir bilgisayarsa baktığınız, IDE kabloları her tarafı kaplamıştır. Biraz daha yakından incelersiniz, renkli ince güç kabloları vardır, o kabloların yarısı hiçbir yere takılmamıştır… Neyse ki artık Seri ATA sabit diskler ve optik sürücüler var ki veri kablolarının kapladığı hacim derlenip toparlandı. Yine çok şükür ki artık piyasadaki bazı güç kaynakları modüler kablo olayına girdi. Kabloların hepsi güç kaynağının içinden çıkmıyor, sadece ihtiyacınız olan güç kablolarını kaynak ile donanım arasına takıyorsunuz, diğer kablolar ise kasanın dışında kalıyorlar. Ama bu sefer şükredemeyeceğim, modüler kablolara sahip güç kaynakları biraz daha tuzlu. Örnek model mi istiyorsunuz? Tek tek isim vermek yerine şuradaki teste yönlendireyim, daha faydalı olur. Burada 4 kadar güç kaynağı modeli bu şekilde takmalı çıkarmalı kablolara sahip. Konumuza dönelim, kasa içinde kablolar ne kadar az hacim kaplarsa, içerideki hava akışı için o kadar iyi olacaktır. O yüzden IDE cihazlarınızı Seri ATA’ya yükseltmek ya da güç kaynağınızı sırf bu yüzden değiştirmek (diğer bir deyişle durduk yere (ama yeni bilgisayar toplayacaksanız aklınızda olsun modüler kablolular) mağazalara para saçmak) istemiyorsanız kasanın içindeki kabloları, donanıma takılı olduğu ucu kastırmayacak şekilde birbirine kablo kelepçesiyle tutturabilirsiniz.
6- Donanımların arasını açın: Artık günümüzde ekran kartından başka anakarta takılan genişleme kartı kullanılmıyor ama ola ki onun altına dahili bir ses kartı takmanız gerekti, ve eğer aşağıda ses kartını takabileceğiniz birden fazla PCI yuvası varsa ekran kartına en uzak olan yuvaya takmanız en hayırlısı olacaktır (tabi eğer donanım çakışması olmayacaksa). Günümüzün sade vatandaşının bilgisayarındaysa eğer iki adet sabit disk varsa, yine ikisinin arasını açmak donanımlar açısından iyi bir hareket olur. Böylece hem ikisinin arasında hava akışı olur, hem uç bir ısınma durumunda ikisinin ısısı birbirini etkilemez, hem de arasındaki tozları almanız daha kolay olur.
7- Klavyenin önünde kafa sallamayın: Bu son maddemiz heavy metal dinleyen arkadaşlara gelsin. Zaman zaman banttan da olsa dinlediğimiz müziğin etkisine kapılıp kafaları sallıyoruz (bazı kişiler ayağa kalkıp duvardan duvara pogo da yapıyormuş ama onları toz kaldırdıkları için 3 numaralı madde ilgilendiriyor). Saçımız da maşallah bir telinin uzunluğu en az 10 santim, çok uzunsa at kuyruğu da yapmamışız, salladık mıydı sürekli tel tel dökülüyor! Klavyemiz de bol delikli bir alet. Tuşların arasında saçlar için çok geniş boşluklar var. Biz sallabaşı yaptıkça bizden habersiz nice saç klavyenin içine giriyor. Zaten varsayılan olarak içeri toz ve cips kaçıyor, bari saçımız da kaçmasın. İçerisi daha da iğrençleşmesin. Lütfen, kafa sallama ihtiyacımızı yan tarafa dönerek giderelim.
Son madde biraz işin şakası da, yine de tüm maddelere dikkat ettiğimiz sürece daha geç tozlanan bir bilgisayara sahip olacağız demektir. Bu da yazı dizimizin ilk bölümünü daha seyrek uygulayacağız anlamına geliyor! Gelecek bölümlerde artık donanım kısmını terk edip, yazılımsal temizliklerle uğraşacağız. Performansımızı arttıracağız! Onu kaç ay sonra yazarım artık bilmiyorum, o vakit gelene kadar bilgisayarınızı temiz tutun. Aferin.
Benzer yazılar: