Henüz herkes tarafından kabul görmüş bir Türkçe adı olmamasına rağmen, çoğunlukla “Kapalı Devre Alışveriş Sistemi” ya da “Özel Alışveriş Sistemi” olarak girmiştir dilimize. Temelde mantık; dünyaca ünlü markaların ürünlerini, oldukça cazip indirimlerle kısıtlı zaman aralığında internet vasıtasıyla müşteriye ulaştırmak.
Sistemin işleyişine gelirsek, bu sitelere üyelik sadece davetiye yolu ile oluyor. Bu kapalılık herkese fayda sağlayan bir sistem. Öncelikle ziyaretçisini önemsiyor ve onu bir kitle değil birey olarak değerlendiriyor. Diğer ziyaretçilere ulaşmanın yolu sistemin içerisindeki ziyaretçilerden geçiyor. Temel pazarlama prensipleri word of mouth (kulaktan kulağa) üzerine kurulu. Tüm bunlar içerideki ziyaretçinin memnuniyetinin önemini artırıyor. Markalar bazında bu kapalılık, markalara ürünlerini prestij kaybetmeden marka sadakatine sahip ziyaretçilere satma şansı sunuyor. Kendileri ise daha çok gelir getiren ziyaretçilere ulaşabiliyor bu şekilde. Ziyaretçi için sisteme girmek bir değer haline geliyor ve bu da yaptıkları alışveriş oranını artırıyor.
Bu modelin yaratıcısı ve aynı zamanda ilk örneği, 2001 yılında Paris merkezli olarak kurulan vente-privee.com olarak kabul ediliyor. Kurulduğu andan itibaren sürekli büyüyen Vente-Privee’nin 2006 yılında Almanya ve İspanya, 2008 yılında İngiltere ve İtalya siteleri hayata geçiriliyor. 2005 – 2008 arasında %390 büyüme göstererek, 2008 yılını 28 milyon adet ürün satışı ve 510 milyon euro ciro ile kapatıyorlar. 2009 yılı sonunda ise %22 büyüme ile 620 milyon euroluk bir ciro hedefliyorlar.
Kullanıcılar normal şartlarda bütçelerinin yetmeyeceği ürünleri bu siteler aracılığıyla rahatlıkla temin edebiliyorlar. Kendileri de aracılık yaptığı bu satışlardan cüzi bir ücret talep ediyorlar. Herkesin kazandığı yapı böylece tamamlanmış oluyor.
Sitemin diğer bir özelliği ise, tüm ürünler kısıtlı bir zaman aralığında satılıyor. Her marka için başlangıç ve bitiş tarihleri belli olan kampanyalar yapılıyor. Yeni kampanyalar üyelere e-posta yoluyla bildiriliyor ve kampanyanın başlamasından itibaren ilk gelen alır mantığı etkin, bunu da kampanyaların stoklarla sınırlı olması ile açıklayabiliriz. Ürünü erkenden satın almak önemli fakat her halükarda ürünler kampanya bittikten sonra alıcıya gönderiliyor. Çünkü kampanya bitince ilgili marka; satılan ürünleri alışveriş yaptığınız sitenin deposuna yolluyor, onlar da müşteriye yolluyor. Görünürde ürünlerin belirli tarihler arasında satılması ve erken gelen alır mantığıyla ilerlemesi sadece müşteriyi bir an önce alışverişe itmek için yapılmış gibi algılansa da, alışveriş yapan müşterinin parayı sisteme hemen aktarması sayesinde kampanya süresince biriken parayla gereken finansman sağlanıp hizmete devam edilebiliyor.
Dünya’da bu alanda başı çeken sitelerden bazıları: Vente-Privee, brands4friends, BuyVIP, HauteLook, Rue La La, Private Outlet, Gilt, ideeli, Reebonz, KupiVIP, One Kings Lane, Glam List.
Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, son 12 ayda Vente-Privee’nin arama sonuçlarında rakip oranla bariz üstünlüğü var.
Türkiye’de ise yakın zamana kadar sadece, Tolga Tatari ve ortakları tarafından 2008 yılında kurulan Markafoni vardı bu piyasada.
Kısa zaman önce, Limango yeni bir oyuncu olarak girdi pazara. Aslında Limango daha önce limango.de olarak 2007′de Almanya’da kuruldu. Başarılı bir dönemin ardından Otto Group tarafından satın alındı. 2009 yılında ise Otto Group’un bu alandaki ikinci yatırımı olarak limango.com.tr Türkiye’de faaliyete başladı.
Yakın zamanda yeni oyuncuları da bu pazarda görmemiz muhtemel. Son olarak, konuya meraklılar için private shopping üzerine yazılmış bir başka bir makale.
Benzer yazı bulunamadı.
private shopping üzerine güzel bir yazı, emeğine sağlık.