Hepimizin bildiği gibi otobüs teyzeleri, sosyolojik açıdan incelenmesi gereken önemli bir olgudur. Bu teyzeler hakkında bir çok genelleme ve tespit yapılsa da, literatürde bu konuda bilimsel bir kavramsallaştırma mevcut değildir. Türk sosyoloji tarihindeki bu eksikliği giderme amacı ile bu yazıda otobüs teyzelerini, ilk olarak bindiği otobüste gösterdikleri davranış biçimleri açısıdan ele alacağım.
İlk defa bindiği otobüste hangi durakta inceğinden emin olmayan teyzeler üçe ayrılır:
1- Birinci cins teyzeler minimum sayıda insanla muhatap olarak işini garantilemeyi seven teyzelerdir. Otobüsün demirbaşına dönüşmüş yolcuları otobüse bindikleri ilk 35 saniye içerisinde tespit edip yanlarına oturabilme kabiliyetine sahiptirler. Bu kişiden inecekleri durak ve çevresi hakkında detaylı bilgi alırlar ve inecekleri durağı görmeden özümserler. Bu kabiliyete sahip değillerse otobüs şoförünü kafalarlar ve şoförün arkasındaki koltuğa oturarak ilk bindikleri yerden itibaren her durakta “Şofeeer Beey ben burada mı ineceeeem?” diye yolculuk esnasında konuşmamızın, yemiş atmamızın yasak olduğu belediye çalışanına yol boyunca sözlü tacizde bulunurlar. Bu teyzelerin doğru durakta inme ihtimalleri yüksektir.
2- İkinci cins teyzeler sosyalleşme yeteneklerine güvenen teyzelerdir. Şoförle hiç muhatap olmazlar. Otobüsün en merkezi koltuğuna yerleşir ve yanlarında oturan insandan başlayarak tüm otobüs ahalisine bu otobüse ilk kez bindiğinden, hangi durakta ineceğini bilmediğinden, misafirliğe gittiği Fadime Hanım’ın vefasız kocasından ve erken yaşta kocaya kaçan kızından bahsederler, ördükleri dantelin modelini anlatırlar. Bir süre sonra teyzenin ajitasyonu tüm otobüse dalga dalga yayılır ve bu teyzenin ineceği durak hepimiz için milli meseleye dönüşür. Bu teyzeler herhangi bir eylemde, savunulan dava için propoganda yapmaya başlasa o eylemin devrime dönüşmesi ve zaferle sonuçlanması kuvvetle muhtemeldir. Bu teyzeler kesinlikle doğru durakta inerler.
3-Üçüncü cins teyzeler ise sosyalleşmeyi pek sevmez. Hangi durakta ineceklerinden emin olmadıkları için, otobüsün içinde sürekli tedirgin bir devinim halinde dolaşırlar. Kah arka kapıya ilerleyip sağ tarafa bakarlar, kah sol tarafta oturan yolcuların kafasına çantalarını bastırarak camdan dışarı bakarlar. Tedirginlikleri öylesine yoğundur ki tüm otobüs ahalisinin bünyesine dolar ve yağışta kaygan virajlı yolda 120 km hızla gidercesine bir adrenalin yaratır. Ne kadar devinseler de bu teyzelerin dönüp dolaşıp durdukları yer orta kapıdır. Aslında tüm devinimleri de orta kapının yörüngesi çevresinde gerçekleşmiştir. Orta kapıda yörüngeye oturduklarında tedirginliklerinden hiçbir şey kaybetmeden dikilirler ve orta kapı inişlerini %50 aksatırlar. Elleri sürekli “dur” düğmesinin üzerindedir. Dur düğmesine her an basacak gibi görünürler ancak hiç bir zaman basmazlar ve basacak olanlara da engel olurlar. İneceğim durağa geldiğimde bu teyzenin eli hala düğmenin üzerinde, basmakla basmamak arasındaki ince çizgide durmaktadır. Konuşmasını sağlayıp yardım etmek amacıyla göz teması kurmakla uğraşsam da bakışları hep dışarıda olduğu için ancak otobüs camındaki yansımada göz göze gelebiliriz. İşte tam da otobüs camında göz göze geldiğimiz anda, bu teyzelerin tırnakları bembeyaz olana kadar parmaklarına bastırarak dur düğmesini kullanmak isterim ama yapamam. Yanlış durakta inme ihtimalleri çok yüksek olan teyzeleri bir de ben üzmek istemem. Kapının üzerindeki düğmeye zar zor ulaşır ve kendimi otobüsteki tedirgin atmosferden, dışarıdaki efil efil esintiye; teyzeleri de kendi kaderlerine bırakırım.
Benzer yazılar:
[...] Yazıda kullandığım görseli Irmak arkadaşımızın İneceği Durağı Bilmeyen Otobüs Teyzleri yazısından kendisinin affına sığınarak arakladım :) [...]