Nerede O Eski Bayramlar

afer.in yazıyor. | 30 Kasım 2009 Paylaş

Bayramın ilk günü sabahtan başlayan bir tatlı telaş ve koşuşturma sırasında aklıma bu nesilden nesile aktarılan ve sürekli eski bayramların kazandığı kıyaslama mevzusu geliverdi. Sahi, eski bayramlar gerçekten de aranacak kadar mutlak bir üstünlüğe mi sahipti ? Yoksa sadece eskiye; gençliğe, hatta çocukluğa duyulan bir özlemin mi serzenişiydi bu ? Tabi ya! Bayram her zaman bayramdı ve akrabalarla, eş dostla iç içe gayet de güzel geçiyordu. Halimden oldukça memnundum, bu sebeple yaşlıların eski bayramları arayışının aslında enerji ve hayat dolu gençlik yıllarını aramalarından ibaret olduğunu düşündüm. Belki ben de ileride aynı şekilde geçmiş bayramları özleyip “nerede o eski bayramlar” diye iç geçireceğim diye düşündüm.
İlk günün koşuşturması içerisinde zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamadan akşam oluvermişti. Üzerimde tatlı bir yorgunlukla televizyonun başına geçip keyifle çayımı yudumlamaya başladım. Akşam haberleri izlenirken kaç dakika keyifle çay içilebilirse benim keyfim de o kadar sürdü… Önce izinsiz kesim yapılan yerlerdeki her bakımdan korkunç ve kanlı tablonun helikopterden kuş bakışı hali, sonra da sahiplerinden kaçan kurbanlıklara yapılan akıl almaz işkence ve eziyetler. Allah’ın rızasını gözeterek yapılan ya da yapılması gereken bir işin bu hale getirilmesi alabildiğine anlamsız ve acımasızdı.

Tüm bunlara kızıp üzülürken bu sefer de evinde yiyecek hiçbir şeyleri olmayan bir ailenin küçücük çocuklarının çöplüklerden kurbanlıkların işkembe ve diğer atıklarını toplamalarını konu alan bir haber yayınlanması tüm bu utanç tablosunun üzerine tüy dikiverdi. Çocuklar kafalarına kadar hayvan dışkısına batmış bir şekilde elleriyle işkembeleri temizliyor, güç bela torbalara tıkıştırıp evlerine aş olarak götürüyorlardı. Ülkemizde açlık sınırında yaşayan birçok insan olduğunu elbette biliyordum ama o ana dek sanki biz bayram ederken oların da evlerinde bayram yaşanıyormuş gibi temelsiz bir hissiyat mevcuttu. Ya da bu mutlu günlerde o insanların ne yaşadıkları hiçbirimizin aklına bile gelmiyordu. Evet, yaşlıların bir türlü başaramadığı bendenizi ikna etme işini bu bir iki dakikalık haber bülteni gayet net ve kesin olarak başarmıştı! Bayram sadece bayram edebilenin bayramıydı. Hayatta kalmaya çalışanların değil. Bu hayata tutunmaya çalışan bir insan veya kurbanlık bir koyun olsa da fark etmiyordu. Birisi elektrik direğine bağlanıp kaçmasın diye ayak bilekleri kesilirken diğeri de karnını doyurabilmek için kafasına kadar bu kurbanlıkların pisliğine batıyordu.

Eski bayramları arayanların gerekçesi bu olabilir miydi acaba? Çünkü onların anlattıkları hep bu yaşadıklarımızın tam aksi yönündeydi. Akraba olsun olmasın herkes birbiriyle bayramlaşır, elinden geldiğince yardımlaşır, bayramı aile içinde değil milletçe kutladıklarını anlatırlardı. Evet aileler içinde kutlanan yüzbinlerce bayram yerine ülkece kutlanılan, hatta kalplerde tüm dünyayı kucaklayan tek bir bayramdı onların özlemi.

O halde ben yaşlandığımda hangi bayramın özlemini duyacağım diye düşündüm. İnsanlar bu haldeyken bayram yapmayı mı özleyeceğim diye homurdandım, sonra ileride bayramların aileler içinde kutlanmaktan da uzaklaşıp bireysel mutluluklara dönüşebilme ihtimali geldi. Yani bildiğiniz “deliye her gün bayram” olması durumu. Torunlarıma “biz kurbanlıkları direğe bağlayıp kaçmasın diye ayaklarını keserdik” şeklinde hatıra anlatmak istemeyeceğimden emindim, ama “çöpten yiyecek toplamasınlar diye tüm yoksullara yardım ederdik” diyebilecek miydim bilemiyorum..

Yazan : Cenk Demir

Benzer yazı bulunamadı.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
yorum yapın
  • Etiket Bulutu

    abd afer.in allen amerika atatürk avrupa basketball basketbol blog bryant ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson izmir jordan kadın kobe Mizah nasıl yapılır nba otobüs parlaklık reklam seyahat Sinema Spor takım tarih tatil türkiye vize çocuk öğrenci üniversite ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

    • 2010 (116)
    • 2009 (92)
  • Bizi tanımak ister misiniz?