Mutlu Olmanın Altın Kuralı

Yiğit Ekim Demir yazıyor. | 12 Şubat 2010 Paylaş

Ne kadar da güzel bir başlık değil mi? Korkmayın, mutlu olmanın 10 kuralı, mutluluğun sırları gibi zırvalara pek bulaşmadan kendimi açıklamaya çalışacağım size.

Eğer azılı bir asosyal değilseniz, muhtemelen mutlu olmanın formüllerinden pek çoğunu sağdan soldan duymuşsunuzdur ki bir kısmını aşağıda listeliyorum:

-          Küçük şeylerden mutlu olacaksın abi

-          Büyük işler peşinde koşacaksın ya

-          Evleneceksin be, düzenli hayat olmadan mutlu olmak zor

-          Hiç evlenmeyecektik hacı, bekarlık sultanlıkmış

-          Bir iş bulsam geriye ne dert ne tasa kalacak şerefsizim

-          Ulan yetti her sabah her sabah erkenden

-          Sen üniversiteye bir kapak at gerisi kolay evladım

-          Bu çağda üniversitelinin de işi zor yavrum….

Benim içim daraldı, daha fazla örnek vermekten imtina ediyorum izninizle. Şimdi bir kısım arkadaşlar çıkacak aramızdan ve diyecekler ki, demek ki mutluluk göreceli bir kavram, kişiden kişiye tanımı değişiyor. HAYIR! Mutluluk göreceli bir kavram değil, mutluluk imkansız bir kavram demekten alıkoyamam kendimi.

Utanacak çekinecek bir şey yok, hayatımızı mutlu olmamız gerektiğine inanarak yaşıyoruz ve bunun bizi yaşamaktan alıkoyduğunu fark dahi etmiyoruz.

Para için yaşayabilirsiniz, saygı için yaşayabilirsiniz, insanlık, bilim, din, kumar, müzik ve pek çok şey için yaşayabilirsiniz ve bunların hiç birinin mutlu olmanızı sağlamadığını, eğer gözlerinizi açarsanız fark edebilirsiniz. Para için yaşarsanız mutlu değil zengin olursunuz, saygı için yaşarsanız saygıdeğer, insanlık için insan, bilim için bilimadamı, din için mümin, kumar için kumarbaz ve müzik için müzisyen olursunuz, ama mutlu değil.

Madem mutlu olamayız bre eşşek, o zaman somurtacak mıyız hep diyenleriniz de olacaktır. Mutsuzluğun, ancak ve ancak mutlak mutsuzluğun mümkün olduğunu bir aklınızdan geçirin.

Nasıl, iyice düşününce bir gülücük geliyor değil mi suratınıza. Peki ben kendi teorimi mi çürüttüm burada? Elbette hayır. Filmlerdeki kötü adamları getirin akıllarınıza. Onca yaptıkları kötülük içerisinde kahkahalar ile gülmeye meyilli olurlar. Ancak bu mutluluktan kaynaklanmaz, sadece ve sadece mutsuzluğu yaymanın getirdiği sadistçe bir zevkten kaynaklanır. Kendi mutsuzluğunu paylaşabilmenin zevkinden.

İşte bizim yaşamlarımız da böyle. Kendi mutsuzluğumuzu yayarak, mutsuzlukların arasında kendimizi kamufle etme yeteneği vermiş yüce yaradan bizlere.

Sorunlarımıza ve mutsuzluğumuza bir çare bulamıyoruz, çünkü mutsuzluğumuzu kabul etmiyoruz. Varolunabilecek en iyi durumun 0 noktasında olduğunu kabullenmek istemiyoruz.

Gelin hep beraber mutlu olmadığımızı, olamayacağımızı kabul ederek, mutlu olmayı reddedelim ki onun peşinde koşarak heder etmeyelim yaşamlarımızı. Gerekirse paranın, malın, mülkün peşinde koşalım ama mutlu olmanın peşinde koşmayalım.

Sahte “guru”lara, yaşam koçlarına, NLP şaklabanlarına, yogacılara, çakma uzak doğu ustalarına prim vermeyelim. Mutlu olmak için bizi sömürmelerine engel olalım ve karşılarına mutlu olarak değil, kendimiz olarak çıkalım ve bundan gurur duyalım.

Benzer yazılar:

  1. SpongeBob SquarePants Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
1 yorum var
  1. selin cabuk - 23 Nis 2010 11:26

    anlamlı bir yazı, gerçekten günümüzde çoğu insan mutsuzluğunu kabul etmiyor, bilmiyorlar ki içlerinde derin bir boşluk var..

yorum yapın
  • Bu yazılar çok afer.in aldı

  • Etiket Bulutu

    abd afer.in allen amerika atatürk avrupa basketball basketbol blog bryant ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson izmir jordan kobe lise Mizah nasıl yapılır nba otobüs parlaklık reklam seyahat Sinema Spor takım tarih tatil türkiye vize çocuk öğrenci üniversite ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

  • Bizi tanımak ister misiniz?