Medeniyetin Çok Kısa Tarihi

Yiğit Ekim Demir yazıyor. | 04 Şubat 2010 Paylaş

Milattan çok önce;

Mağaramdan dışarı kafamı uzattım. Çevremde bir yanda yeşillikler, bir yanda koşturup duran  garip yaratıklar vardı. Yeşillikler kadar bu koşturanlar da çeşit çeşittiler. Bazen yanyana koşuyorlardı, bazen birbirlerini kovalıyorlardı, bazen de hızlı olan ötekini yakalıyordu. Ardından ağzındaki beyazlık diğerinin üzerine kapaklanıyor, etrafa kırmızı bir seyir şöleni sunuyordu. Yakalayan şölenin güzelliği karşısında şişiyor, böbürleniyordu. Yakalanan ise utancından yerin dibine giriyor, un ufak oluyordu.

*

Milattan önce;

Kaleden dışarı kafamı uzattım. Çevremde bir yanda tarlalar, bir yanda koşturup ellerinde metal sopalar taşıyan bana benzer yaratıklar vardı. Tarlalar birbirinin aynısıydı ama koşturanlar iki çeşittiler. Benzer metal kıyafetler giymiş iki rengarenk grup. Her grup üyesi kendi grubunun yanında koşuyordu, sonra karşı gruba sopalarla şaka yapıyorlardı hep beraber. Daha güçlü olan ötekini yere deviriyor, metal grisi sopasıyla etrafa kırmızı bir seyir şöleni sunuyordu. Deviren şölenin güzelliği karşısında şişiyor, böbürleniyordu. Devrilen ise utanması için ayaklarla eziliyordu, un ufak oluyordu.

*

Milattan sonra;

Avlunun kapısından dışarı kafamı uzattım. Çevremde bir yanda taş yolun kıyısına dikilmiş ağaçlar, bir yanda koşturup duran ve sarı sarı metal parçalarını alıp sonra başka bir yere giden ve oraya teslim eden bana benzer yaratıklar vardı. Ağaçlar birbirinin aynısıydı, koşturanlar yüzleri farklı farklı olsa da hep aynı ifadeyi beraberlerinde taşıyorlardı. Biraz telaş biraz umutsuzluk. Hepsi benziyorlardı birbirlerine ama sarı metaller yüzünden bazen gülüyor, bazen ağlıyor, bazen de birbirlerini itip kakıyorlardı. En sonunda metaller sağa sola saçılıyor ve etrafa sarı bir seyir şöleni sunuyorlardı. Hiçbiri bununla övünmüyor, böbürlenmiyordu. Gizli saklı, utana sıkıla yere saçılanları topluyorlar, hızla gözden kayboluyorlardı.

*

Milattan çok sonra;

Cama çok yaklaşmadan aşağıyı izledim. Çevremde bir yanda gri yapılar, öteki yanda oradan oraya uçuşan kimisi kanatlı kimisi pervaneli yeşil şeyler vardı. Yapılar birbirinin aynısıydı, ama yeşil şeyler hepsi aynı görünseler de bazen birbirleri ile yanyana gidiyor, bazen birbirlerini kovalıyorlardı. Kovalamaca sırasında irili ufaklı ateş topları saçıyorlardı, gören sıcak ve renkli bir şölen var diye düşünürdü. Yakalayan bir an bile duraksamadan bir başkasını kovalamaya başlıyordu, ta ki yakalanana kadar. Yakalanan da aşağı doğru, ateş gösterisinin içine kendini atarak gözden kayboluyordu. Günler böyle geçiyor, ateş topları her bir yanı sarıp herkesi festivale dahil etmeden önce terketmiyorlardı çevreyi.

*

Bir zaman;

Mağaramdan dışarı kafamı uzattım. Sülfür ve duman ciğerlerimi yaktı, duramadım. Bir daha çıkmam herhalde, içerisi güzel, güvenli…….

Benzer yazılar:

  1. Basketbolun Tarihi
4 yorum var
  1. Furkan GÖKÇE - 7 Şub 2010 20:46

    Çok çok güzel bir anlatım. Hayran oldum diyebilirim. Tebrikler…

  2. Yiğit Ekim Demir - 7 Şub 2010 20:57

    Cok tesekkur ederim degerli yorumunuz icin. hem sevseniz de hem sevmeseniz de yorumlar bizim icin cok onemli :)

  3. polunochnaya - 8 Şub 2010 09:31

    milattan çok çok sonrası kısmında jedileri sithleri ve ışın kılıçlarını bekledim hani. =)
    sıkılmadan okunabilir güzel bir anlatım.
    ellerinize sağlık.

  4. Yiğit Ekim Demir - 8 Şub 2010 10:51

    Teşekkür ederim. İşte bu benim aklıma gelmemişti :) Özellikle KOTOR dönemi ile ilgili bir bağlantı kurulabilirdi zannımca :)

yorum yapın
  • Reklam!


  • Bu yazılar çok afer.in aldı

  • Etiket Bulutu

    abd amerika anne atatürk avrupa aşk basketbol blog dünya ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson kadın Mizah moda nasıl yapılır nba otobüs para parlaklık pop reklam rock seyahat Sinema tarih tatil turkcell türkiye vize Yaşam yurtdışı çocuk öğrenci ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

  • Bizi tanımak ister misiniz?