İsmini sürekli Litvanya olarak yazdığımız, okuduğumuz ve söylediğimiz; ama Lituanya olarak yazılması, okunması ve söylenmesi gereken ülke. Ben de Litvanya olarak yazmaya devam edeceğim.
Peki, nasıl ve neden buraya geldim? Erasmus Değişim Programı aracılığı ile bir dönem okumak amacı ile geldim. Nedenim; hem kendimi zorlamak hem de bugüne kadar bir doğu Avrupa ülkesinde yaşama isteğimdi. Yaşam şartlarının ucuz olmasını da eklemek isterdim; ancak fiyatlar Türkiye ile aynı olduğu için bu konuda pek fazla umutlanmamanızı öneririm. Ama genel itibari ile yaşamın rahat, sakin, sessiz olduğu bir ülke.
Tarihine bakarsak Litvanya aslında son yirmi senedir tek başına ayakta kalabilmiş bir ülke. Sovyetler çökünce bağımsızlığını ilk ilan edenlerden. Avrupa’ya ayak uydurmaya, o talihsiz 50 yıllık arayı kapatmaya çalışıyorlar. Ama hala eskiden kalma alışkanlıkları atabilmiş de değiller. Toplu konutlar, 40 senelik troleybüsler, tekeller vb. bunlar hala eskinin izlerini taşıyor. Mesela koskoca ülkede sadece iki ya da üç tane süpermarket zinciri var. Kendi halinde, kendi para birimleriyle yaşıyorlar öylece. Tıpkı bizim gibi, genç nüfusları da oldukça fazla. Bir de burada lise öğreniminin sonlarına doğru çocuk doğurmak oldukça moda. Her yerde genç bir anne ile sarışın ufak çocuklara rastlamak mümkün.
Litvanya’nın başkenti Vilnius. Burda öğrendiğime göre şehrin kurulması bir efsaneye dayanıyor. Büyük Litvanya Dük’ü; Gediminas, Trakai’deki kalesinden av için çıkar ve av hayvanlarının peşinden atıyla giderken Trakai’den uzaklaşır. Yorulunca kutsal bir bölgede, bir tepenin eteklerinde uyuyakalır ve rüyasında yüz kurt kadar güçlü, devasa ve yüz kurt kadar güçle uluyan bir kurt görür. Rüyanın anlamını çok merak eder ve bir bilgeye rüyasını anlatır. Bilge ise; bu rüyanın iyiye alamet olduğunu, Dük’ün rüyayı gördüğü yere gitmesi gerektiğini ve oraya yüz kurt kadar aşılmaz bir kale yaptırmasını öğütler. Bunu duyan Gediminas da o rüyayı gördüğü tepenin üzerine bugün hâlâ Litvanya’nın sembollerinden biri olan o kaleyi yaptırır. Şehir ise ismini içinden geçen Vilnia nehrinden alıyor.
Vize Koşulları
Litvanya Büyükelçiliği, Ankara’da bulunmaktadır. Çoğu şehirde fahri elçiler olsa da, vize işlemlerinizi sadece Ankara’da halledebiliyorsunuz. Vize şartlarını daha detaylı öğrenmek için buraya tıklamanız yeterli olacaktır. Erasmus değişim programı ile gittiğim için vizemi çok kolay aldım ama genel olarak diğer Avrupa Birliği Ülkeleri gibi vize alırken çok zorlanacağınızı sanmıyorum. Yalnız vize ücretini euro olarak vermeniz gerekiyor. Bir diğer nokta da, vize bölümü saat 09:30 ile 12:00 arası çalışıyor. Vizeye başvurmadan önce herhangi bir randevu almanıza gerek yok.
Uçak Bileti
Ulaşım konusunda çok fazla seçeneğiniz yok. Ya Air Baltic ile İstanbul’dan Riga aktarmalı olarak Vilnius’a uçacaksınız ya da THY veya Air Baltic ile Riga’ya uçup oradan Vilnius’a5 saatlik bir otobüs yolculuğu yapacaksınız. Bu kısımda en önemli nokta, Air Baltic’in yirmi kiloluk limit konusunda çok titiz olmasıdır. Eğer kilo fazlanız varsa onu en azından yirmi bir kilo olarak geçebilirsiniz. Bunun yanında uçak içerisinde yiyecekler paralı. Eğer vizeniz Schengen değil de Litvanya vizesi ise, Riga üzerinden bir kereye mahsus transit geçme hakkınız var. Bunun için uçak biletinizi alırken dikkat etmeniz gerekiyor.
Vilnius’da Yaşam
Şunu diyebilirim ki öğrenci için uygun yaşam koşullarına sahip bir şehir. Eğer yemeğinizi kendiniz yaparsanız maddi açıdan çok rahat edebilirsiniz. Aksi taktirde dışarıda yemek yerseniz fiyatların Türkiye’den pek bir farkı yok. Ayrıca, Türkiye’deki sulara alışmış biri olarak buradaki sulara alışmak biraz zor. Su hem diğer içeceklere göre pahalı hem de tat olarak kötü. Litvanya’ya geldiğinizde en çok zorlanacağınız konu bu olabilir. Onun dışında yaşam gayet rahat ve stressiz. Şehrin etrafı zaten ormanlarla çevrili. Bu yüzden ilk geldiğinizde temiz hava sizi çarpabilir. Dikkatimi çeken diğer şeylerin başında ise, şehirde polis arabası neredeyse hiç görmemiş olmam var. Hatta elimizi kolumuzu sallayarak Cumhurbaşkanlık binasının bahçesine girip birkaç takım oyunu oynamışlığımız bile var. Kimse gelip ne yaptığımızı bile sormadı. Suç oranı düşük ve insanlar kendi halinde yaşıyorlar. Kamusal alanlarda içki içmek yasak ve gece saat ondan sonra içki satın almak yasak. Ancak gidip oturduğunuz bir mekanda içki içebilirsiniz. Adres bulmak bu ülkede çok kolay. Sadece sokak ismi ve gideceğiniz yerin numarası yeterli.
İletişime ve dil konusuna gelince, İngilizce şart tabii ki. Eğer Litvanca öğrenmek gibi bir isteğiniz yoksa İngilizceye bağımlı kalıyorsunuz. Rusçaya çok fazla güvenmemenizi tavsiye ederim, çünkü insanlar bildikleri halde geçmişte yaşananlardan ötürü kullanmıyorlar. Hatta burada Litvan birisine Rus’a çok benziyorsun demek çok büyük bir hakaret sayılıyor. Ama Litvanca basit cümleleri öğrenerek bu ülkenin insanlarının saygısını ve sevgisini kazanabilir, buradan güzel anılarla ayrılabilirsiniz.
Eğer Baltık ülkelerine merakınız var ise, gelip görmenizi tavsiye edeceğim bir yer. Ama tarihi eserler ülke içerisinde dağınık olarak bulunduğundan uzun süre kalmayacaksanız size bir rota çizmenizi tavsiye ederim. Bazen çok zıt yerlerde olabiliyor görülmesi gereken yerler. Bir de Vilnius’a gelip, Trakai’yi görmemek olmaz.
Yazan: Sadettin Semih Çetin

Benzer yazılar: