Hayatım boyunca popüler olamama kaygısı taşımadım. Hatta hiç olmak da istemedim. Aslında cezbedici, muzip bir kavram popülerlik ama neden bilmiyorum. Biraz eskiye gidelim. Hani şu dijital saatlerin çıktığı yıllar… Herkesin dijital bir saati varken benim olmadı. Hatta ilkokul sırasındayken önümde oturan arkadaşımın saatine gözümü diker “bak geri kalmış düzelt istersen” şeklinde girişimlerle, pek bi modern olan saat takma olayına, kıyısından dahil olurdum. Çok sonra bir saatim oldu da -hani şu asker roleksi denen casio fw-91 lerden söz ediyorum- hiç kimseye gösterme kaygım olmadan modası geçse de seve seve yıllarca kullandım. Geleceğe Dönüş filmleriyle pek bi popüler olan converse ayakkabılarım da olmadı. Herkes converse giyerken ben klasik bi lotto giyiyordum. Sanırım beni diğerlerine göre özgün kılan şey de istemeden de olsa popüler olmamaktı. Biz ona popüler değil de özenti diyelim hadi. Ben hiçbir şeye özenmeyen bir çocuk muydum peki? Tabii ki hayır. Sanırım sorunum diğerleri gibi zamanında değil, çok çok sonraları yapmaktı bu eylemi.
Aslında bu olgu, tam olarak eskiye eski olana duyduğum özlem. Örneğin şu sıralar herkes deli gibi plazma tv, hd, 3g gibi şeylerin peşinden koşarken ben yeni taşındığım evime, 88 yılında PTTnin sayı ile verdiği teyzeden kalma çevirmeli bir sabit telefonu kurma derdindeyim. Yine stüdyo daire ve residance kat hayali kuran bünyelere keza denk geldiğim emlakçılarda cumbalı ve rutubet kokan, eski ahşep evlerin fiyatlarını arıyor gözlerim.
Yine böyle gayripopüler bir günümde, sinemalarda Avatar kasırgası ortalığı kasıp kavuradursun, mağazanın birinde bir dvd buldum. Eski bir siyah beyaz, türk filmi “Kırık Plak“. Başrolde Zeki Müren, Belgin Doruk ve Ayfer Feray var. Kopya inanılmaz temiz renkler ve ses kuşağı harika. Bir meyhanede açılıyor film. Zeki yiyip içtiğinin parasını vermediği için feci dayak yiyor. Ağzı burnu dağılıyor. Kendimi o an yazlık bir sinemanın perdesinde filmi izleyen dönem seyircisinin yerine koyuyorum. Nasıl olur Zeki ölesiye dayak yiyor, hem de filmin başında? Tam bu duyguya kapılmış potansiyel bir tırnak yiyicisiyken rejisörün stop sesiyle irkiliyoruz. Meğerse filmin içinde bir filmmiş bu sahne. Zeki’nin kendi rolünde olduğunu anlıyoruz. Oldukça popüler biri Zeki. Genç kızlar peşini bırakmıyor ama o yalnızca Belgin’i seviyor. Akranları sinemada zoraki yanak yanağa değdirirlerken, Zeki’yle Belgin cesurca öpüşüyor kırsal bir mekanda. Ancak bi cenabetlik seziliyor. Zeki’nin kursağında bir düğüm var. Ayfer Feray giriyor sahneye. Zeki’yi ünlü yapan o. Bir türlü bırakmıyor peşini. Zorla sevgilisi yapmış kendine Zeki’yi. “Eğer benden başkasına bakarsan silerim seni piyasadan” diyor prodüktör haspam. Zorla evlendirecek. Belgin ise Zeki’nin piyano öğrencisi. Aralarındaki aşkı çakıyor Ayfer Feray ablamız. Zeki de resti çekiyor dev bir konser öncesi. Ayfer boş durur mu? Zeki’nin içkisine dayıyor sonradan Nuri Alço’nun klasikleşecek ilaçlarından. Ama bu ilaç biraz farklı. Asitsel bir medikal. Zeki’nin ses telleri yanıyor. Konuşamıyor. Konsere çıkamıyor ağlayarak terk ediyor sahneyi. Bir de komplonun garantisi olarak, cinayet işleyip suçu Zeki’ye yığıyorlar.Katil damgası yiyip, sesinden mahrum kalmaktansa ölmek daha iyi. Gazetelerde öldü haberi çıkıyor Zeki’nin ama o kaldırım çocuğu oluyor. Bir meyhaneye atıyor kendini. Meyhaneci Nubar Terziyan, sıkı bir musiki dinleyicisi. Zeki’nin plakları var bürsürü. Habire onları çalıyor müşterilerine. Ancak Zeki’yi tanımıyor ya da öyle birinin benim mekanımda ne işi var ideolojisi içinde, o mümkünatı vermiyor bize. Zeki kendi sesini duyunca isyan ediyor. Meyhaneci Nubar duygulanıyor ve evine alıyor. Tavan arasında yatıp kalkmaya başlıyor Zeki. Bir gün rüyasında sayıklarken, meyaneci ve kankası olacak yavşağı Zeki’ye kulak kabartıyorlar. Zeki ben öldürmedim diye sayıklıyor rüyasında. Elemanlar durumu idrak ediyor. Evet işte Zeki Müren artık onların avucunda. Şantajı basıyorlar bizimkine. “Ya bizim kumpanyamızda sahneye çıkarsın, ya da gerçeği anlatır seni ele veririz.” Çaresizce durumu kabulleniyor bizimki. Zeki müren taklitçisi genç rolüne bürünüp onun şarkılarını çıkmayan sesiyle söylemeye çalışıyor. İzleyici yarılırcasına gülüyor. Meyhaneci ve aynı zamanda kumpanyanın da sahibi Nubar Abi, kederleniyor iyice. Vicdan azabıyla birlikte Zeki’yi gizlice ameliyat ettirip sesini geri kazandırıyor. Ancak ricası var: Sesini kesinlikle kullanmayıp yine sesi çıkmıyormuş gibi eski rolünü sürdürmek! O an için çok sevinçli olan Zeki, sevincini bastırıp katlanıyor. Seyircinin alayı alıp başını giderken, dayanamayıp patlatıyor eşsiz sesini. O da ne salon yıkılıyor. Olamaz Zeki Müren bu! Yaşıyor! Zeki şarkısını bitirip bi koşu onu öldü sanıp, kıskanç arkadaşıyla evlenmek üzere olan Belgin’in yanına varıyor. Ona gerçeği anlatıyor. Ayfer ve çetesi boş durmuyor tabii ki. Polisi devreye sokuyorlar. Fakat o da nesi?! Meyhaneci ve kumpanyacı Nubar Abimiz burda da çıkıyor karşımıza ama bu kez 3üncü rolünde yani gizli polis. Meğerse Zeki’ye atılan cinayeti baştan sona takip ediyormuş. Asıl suçlular kendi ağızlarından yaptıkları itirafla yakalanıp, adalete teslim ediliyor. Ve tabii ki mutlu sonla bitiyor film.
Bu filmden sonra Avatar’a da gittim ama o popülerlik devresinin sürdüğü ilk 2 haftasından çok çok sonra. Dedim ya nedenini bilmiyorum. İçimde popüler olanı hemen tüketme isteği hiç yok. Bu iyi mi yoksa kötü mü onun da bilincinde değilim. Tek farkında olduğum şey, canım sıkıldıkça eski olan şeylerde tüketiyorum hevesimi ve bu aralar çok fazla sıkılıyor canım.
Sizce topluca sıkıldığımız şu zamanlarda “kırık bir plak” dindirebilir mi ki bu sıkıntıyı?
Yazan : Uğur Günel

Benzer yazı bulunamadı.
çok başarılı bir yazı..
tebrik =)
kesinlikle katılıyorum,düşünce ve duygularımı anlatmış arkadaş.
Dostum, “ben hiç popüler olmak istemedim” argümanı da bir şekilde “popüler olmak istemeyen bir kişi olarak” sıyrılmayı akıl eden pek çok sivri zekalının severek kullandığı bir argüman.
Sen de azim etmiş o kadar şeyin farkında olmana rağmen inatla casio’nu takıp lottolarının bağcıklarını bağlamışsın. İyi güzel de bundan böyle bahsetmeseydin, o zaman giydikleri ve yaptıkları üzerinden pirim yapmayan bir insan olabileceyydin. Neredeyse oluyormuş, neyse boşver, geçti artık.
Rahat ol. Al bi Converse, tak bi Diesel saat. Rahatlarsın. Hem, “Ben hiç bir zaman diğer insanlar gibi olamadım” konulu yazıları bırakmana ön ayak olur bak, daha güzel yazılar yazarsın, inan bana….