En son bıraktığımızda, Allen Iverson artık profesyonel olma kararı almıştı. 1996 Draftı! Efsane draft! Daha önce de bahsetmiştim. Tekrar 96 draftındaki isimlere göz atacak olursak göze çarpan isimler: Allen Iverson, Kobe Bryant, Ray Allen, Steve Nash, Stephon Marbury, Peja Stojakovic, Jermaine O’Neal, Marcus Camby… Aklımda daha birçok isim var ama 1996 Haziranı’nda, draft gecesi takımların işlerinin ne denli zor olduğu, yapılacak bir hatanın kulüp tarihini etkileyecek çapta olduğu apaçık!
Çaylak Sezonu
İşte bu rakiplerle katıldı drafta AI. Ancak Philadelphia yönetimi, seçim hakkını Georgetown’un hızlı, yetenekli; ancak geçmişi soru işareti olan bu adamdan yana kullanacaktı. Aslında draft öncesi 76ers’e de şöyle bir bakacak olursak, hiç de iç açıcı bir tablo karşılamıyor bizleri! Phila formasıyla lige ağırlığını koyan son isim Charles Barkley’di. Son 6 yıldır da takım sürekli negatif bir ivme ile seyrediyordu. Bir önceki yıl draftında 3. sıradan North Carolina’nın süperyıldız adayı guardı Jerry Stackhouse’u kadrolarında bulundurmaları ve Stack’in de çaylak sezonunda gösterdiği 19.2 sayı ve 3.8 assistlik oynu ile 1995-96 sezonunda Phila azıcık bir kıpırdanma gösterse de, Stackhouse’un sakatlanması ve peşpeşe alınan mağlubiyetler ile, takım tarihinin en kötü lig sonucunu (18 galibiyet-64 mağlubiyet) elde etti. Bu sonuçla draft lotaryasında ilk sıra Phliladelphia’nın oldu (NBA’de güçsüz kalan takımların, rekabete devam edebilmesi için böyle bir uygulama olduğundan
bahsetmiştim). Draft sonrası 76ers, ligin en iyi genç guard ikilisine sahip olmuştu!
Lig başladığında Iverson hızıyla herkesin ağzını açık bırakıyordu! Sadece hızlı da değildi, oyunu takip etmeyi bilmesi ve atletikliğiyle, bazen hücum reboundlarını dev pivotların üzerinden çekiyor, bazense onların üzerinden smaçlıyordu! Iverson’un sahadaki imzası ise bilindiği üzere “cross-over”larıydı. Bu hareketi yıllar önce bir aradaşından görmüştü ve ne kadar efektif olduğunu da. Aslında kural kitabında AI’nın bu imzası hatalı yürüme! Çünkü crossover hareketinde yön değiştirme esnasında daha doğrusu yön değiştirmeden hemen önce anlık olarak topu kavrıyor; yani driplingini kesmiş oluyor! Ama anlatırken de “yön değiştirme esnasında/hemen önce” diye tabir edebildim! Çünkü Iverson bu hareketi o kadar akıcı yapıyor ki; steps kararı çıkması için aslında yavaşlatılmış çekimi izlemek lazım! NBA yönetimi bu durumu farkettiğinde, Iverson’a şaka gibi bir faks yolladı: “Bay Iverson, şortunuz çok uzun,aksesuarlarınız da çoraplarınızın gözükmesini engelliyor. Bir de aslında durdurulması imkansız cross-over hareketinizin kurallara aykırı olduğunu tespit ettik. Hareketlerinizi değiştirin ya da sonuçlarına katlanın! İyi günler.”. Bu olayın ardından üst üste iki maç, AI her crossover yaptığında hakemler steps düdüğü çaldılar. Bunun üzerine çılgına dönen ve kariyeri boyunca sivri dilini kullanmaktan sakınmayan Iverson: “Ben bu hareketi hayatım boyunca yaptım. Bu hareket beni NBA’e getirdi! Kasetleri izleyip ne yaptığıma bakacağım ama elimi topun altına sokup kavramıyorum; elim topun yanında kalıyor! Ama rakip bench “Topu taşıdı!” diye bağrışmaya başlayınca hakemler etki altında kalmaya başladı. Zaten hepsi çalmaya meyilli!” şekline açılamalar yapınca, geçmişi nedeniyle hali hazırda kendisine kuşkuyla yaklaşan NBA yönetimi, Iverson’u sıkı bir takibe aldı. Uzun dizlikleri ve şortu nedeniyle maçın adamı seçilmek gibi basit haklarından mahrum edildi. Aslında olay basit! Iverson, çaylak sezonunda rekorları alt üst ederek, Stackhouse ile harikalar yaratıyor, basketbolseverler AI için “Ligin yeni süperyıldızı mı?” diye konuşurken; NBA yönetimi de onun süperyıldız olabilmesi için öncelikle kendi istedikleri tipte bir oyuncu olması gerektiğini işaret ediyordu.

Henüz çaylak sezonunda bu denli ilgiyi çekince, NBA’den isimler de onun hakkında birşeyler söylemeyi kendilerine görev biçtiler. Charles Barkley, AI’yı çok bencil bulduğunu ve 76ers’ın geleceğinin bu adamlar olamayacağını söyledi. Bir Bulls maçında, Bulls oyuncuları devre arasında Iverson’ı takım arkadaşlarına da pas vermesi konusunda telkin ettiler. NBA’in en delilerinden Dennis Rodman bile Iverson’ın davranışlarını eleştirenlerden biriydi. Dediğim gibi, Iverson asla lafını esirgemeyen biri olmuştur. Bu kariyerinin başında da böyleydi, her zaman da böyle olacak. Önüne gelenin kendisine birşeyler söylemesi üzerine, bu sefer de kendisi bir şeyler söyledi: “Onlar büyük oyuncular olabilirler; ama hiçbiri saha dışında umrumda değil!“. Kendi işine baktı ve oyunuyla taraftarın ve rakiplerinin saygısını kazandı. Önce kasım ayının en iyi çaylak oyuncusu ödülünü aldı. Sonra All-Star hafta sonunda çaylaklar maçı için Doğu karmasındaki yerini aldı. Birçok kişinin bilmediği bir ayrıntı daha: Çaylak sezonunda Iverson smaç yarışmasına da seçilmişti. Ancak sakatlık sebebiyle katılamadı. Çaylaklar maçında ise lig başladığından beri performansıyla ve kaprisleriyle adı sıkça anılan Kobe Bryant ile ilk düellosuna çıktı. Maçı kazanan Doğu karmasında ( O zamanlar çaylaklar maçı da All-Star gibi Doğu-Batı karması şeklinde yapılıyordu) Iverson 7/11 şut isabetiyle 19 sayı, 9 assist, 4 rebound, 3 topçalma ve 3 blok ile oynayarak kariyerinin ilk MVP ödülünü aldı. Batıda ise Kobe Bryant 31 sayı ile karşılaşmanın en skoreri olmasına karşın, yanlış şut seçimleri ve 7 top kaybı ile takımının ritmini bozması ile öne çıktı.
Çaylak sezonunun nisan ayında ise Iverson durdurulamaz hale gelmişti! Charlotte maçında 32 sayı, 10 rebound ve 7 assist üretti. 12 Nisan’da Cavs’e 125-118 kaybettikleri maçta ise, 50 sayı üreterek, Wilt Chamberlain’in 37 yıldır kırılmayan üst üste 5 maç 40 sayı barajını aşma rekorunu kırıyordu. En genç 50 sayı atan oyuncu olma onurunu ise 49 günle kaçırıyordu (1965′te Rick Barry bu başarıyı göstermiştir). Sezonu 23.5 sayı ile bitirdi ve normal sezon sayı krallığında 6. oldu. Sezon ortalamalarını 23.5 sayı, 7.5 assit ve 2.07 top çalma ile tamamladı ve yılın çaylağı ödülünü de kazandı. Son yıllarda bir çaylak tarafından sergilenmeyen muazzam bir bireysel performanstı.
Ama Iverson’un bu başarısının bireyselliği takımının hiç bir işine yaramıyordu! Çaylak sezonunda, oyun kurucu olarak oynayan bir basketbolcunun sergilemesi gereken liderliği ve takımı yönetme becerisini gösteremedi. Ancak bireysel açıdan bakıldığında yaptıkları muhteşemdi. Bir de yanında Jerry Stackhouse olunca durum gittikçe çığırından çıkan bir boyut alıyordu! Neredeyse bu ikili maçlarda sayı krallığı yarışındaydı. Bu ikilinin sezon ortalamaları 44.2 sayı olmasına karşın, Philadelphia’nın sezonu sadece 22 galibiyetle Atlantik Konferansı 6.sı olarak bitirmesi; bu guard ikilisi ile işlerin hiç de iyi gitmeyeceğini ve revizyonun şart olduğunu haykırıyordu.
Yazıya -araya başka bir şey karıştırmazsam- Iverson ve Phila’nın NBA finaline giden yolculukları ile devam edeceğiz!
Basketbolla kalın!

Benzer yazılar:
- Bir SüperStar’ın Hikayesi-Allen Iverson Bölüm (2)
- Bir SüperStar’ın Hikayesi-Allen Iverson Bölüm (5)
- Bir SüperStar’ın Hikayesi-Allen Iverson Bölüm (4)
- Bir SüperStar’ın Hikayesi-Allen Iverson Bölüm (1)
- All-Star 2010 Dallas-Burası Texas, Herşeyin Büyüğü Kabuldür!