Muhtemelen Türkiye orada olamayacak, ama yine de 2010 yazının en ilgi çekecek organizasyonu 19. Fifa Dünya Kupası olacak. Tarihinde ilk kez Afrika kıtasında düzenlenecek kupaya Güney Afrika Cumhuriyeti ev sahipliği yapıyor.
Bu konu ile çok sayıda yazı yazıldı ya da yazılacak. Bir çoğunda ise kimin kazanacağından bahsedilecek. Bende kimin kazanacağını merak ediyorum ama buna farklı bir açıdan bakmak istedim.
Bu tarz turnuvalarda her zaman favoriler vardır. Fakat her zaman favoriler kazanamaz. Özellikle dünya kupasında. Her turnuvada mutlaka süpriz bir takım çıkar ve kupayı kaldıramasada turnuvaya damgasını vurur. İşte bu turnuvada da özellike Güney Afrika o sürprizlerden birini yapmaya aday. Niye mi?
Yıl 1930 : İlk dünya kupası Uruguay’da düzenleniyor. Finalde Uruguay, Arjantin`le karşılaşıyor ve rakibi 4-2 yenerek ilk dünya kupasının sahibi oluyor. Böylelikle dünya kupası serüveni ev sahibi bir takımın kupayı kaldırmasıyla başlıyor.
Yıl 1934 : Kupa Avrupa’da düzenleniyor. İtalya ev sahibi olduğu turnuvada, o zamanki adıyla Çekoslovakya’yı uzatmalar sonucunda 2-1 yenerek kupaya uzanıyor. Yine bir ev sahibi kazanıyor kupayı.
Yıl 1950 : Kupa bu kez Brezilya’da düzenliyor. Brezilya, Uruguay’a 2-1 kaybettiği maçın ardından turnuvayı 2. tamamlıyor.
Yıl 1958 : İşveç dünya kupaları tarihinde ki en büyük başarısını ev sahipliği yaptığı 1958′te yaşıyor ve Brezilya’nın ardından 2. oluyor.
Yıl 1962 : Bu kez benzer şeyler Şili için gerçekleşiyor. Tarihindeki en büyük başarısı olan dünya 3.lüğüne kendi evlerinde ki turnuvada uzanıyorlar.
Yıl 1966 : Ve İngiltere. Hepimiz futbolun beşiği olarak kabul ettiği İngiltere dünya kupasını sadece 1 kez müzesine götürdü ve o turnuva bilin bakalım nerede düzenlendi?
Yıl 1974 : Bu kez Batı Almanya kupanın ev sahipliğini yapıyor. Hollanda’yı 2-1 yenerek evinde kupanın sahibi oluyor.
Yıl 1978 : Arjantin dünya kupası sahnesine çıkıyor ve ilk kupasını kendi evinde Hollanda’yı uzatmalarda 3-1 yenerek kazanıyor.
Yıl 1990 : İtalya evinde 3. oluyor.
Yıl 1998 : Tarih bu kez Fransa için tekerrür ediyor. Zidan’lı kadrosuyla Fransa, Brezilya’yı 3-0 yenerek tarihindeki ilk ve tek kupayı kendi evinde kazanıyor.
Yıl 2002 : Kupa ilk kez Asya’da düzenleniyor. Güney Kore tarihindeki en büyük başarıyı evindeki kupada 4. olarak gerçekleştiriyor.
Yıl 2006 : Ve son kupa. Almanya evinde 3. oluyor.
Görüldüğü üzere 18 dünya kupasının 12’sinde ev sahibi takımlar dereceye giriyor ve bunların 6 tanesinde kupayı kaldırıyorlar. Uruguay, İngiltere, Fransa ve Arjantin ilk dünya kupalarını kendi evlerinde kazanıyorlar. Brezilya ise dünya kupasının kazanan takımlar arasında evinde kupa kazanmayan tek takım. İsveç, Şili ve Güney Kore ise en büyük başarılarını evlerinde kazananlardan. Bu istatistiklere bakılınca Güney Afrika’nın kupayı kazanamasa bile dereceye girmesi çok muhtemel. Eğer bu gerçekleşirse, Güney Afrika’nın dünya kupası tarihindeki en büyük başarıya tekabül eder. Kim bilir belki de Güney Afrika da ilk kupasını evinde kazananlar kervanına katılır.
Tabi istatistikler bununla bitmiyor. Ev sahiplerinin dereceye giremediği 6 dünya kupası inceleyecek olursak;
Yıl 1938 : İtalya, kupayı sınır komşusu Fransa’da kaldırıyor.
Yıl 1954 : Almanya ilk kupasını sınır komşusu İsviçre’de kazanıyor.
Yıl 1970, 1982, 1986, 1994 : Sırayla Brezilya Meksika’da, İtalya İspanya’da, Arjantin Meksika’da, Brezilya Amerika’da kazanıyor. Bakıldığında bu sefer şampiyonlar aynı kıtadan çıkıyor.
Tüm bu veriler ışığında şöyle bir genelleme yapabiliriz. Ev sahipleri büyük ölçüde kupayı kazanıyor ya da dereceye giriyor. Diyelim ki ev sahipleri sessiz kaldı, o zaman kupa yine yabancıya gitmiyor. Ya sınır komşularına veriyorlar ya da aynı kıtadan başka arkadaşlarına. Yukarıda da bahsettiğim gibi Güney Afrika’nın dereceye girmesi oldukça olası, fakat bunun yanında diğer Afrika takımlarının yapacağı sürprizlere de hazırlıklı olmak gerek.

Benzer yazılar: