Burcu, saçının rengini değiştirmiş, iletisinden öyle anlaşılmakta. Görüyor musunuz?
Sinan da kız arkadaşından ayrılmış, ilişkilerinin monotonlaştığını düşündüğünden. Biliyor musunuz?
Sinem, facebook’ta baloncuk çıkartamıyor. Yardımcı oluyor musunuz?
Altuğ, çok sevdiği grubun albümünü indiriyor. Onunla birlikte korsanlaşıyor musunuz?
Kerim, kendisine gelen e-posta’yı 10 kişiye gönderiyor. Okuyor musunuz?
Bir yandan da;
Tekel işçileri haklarını arıyor. Bulabiliyor musunuz?
Uzun zamandır çocukların üzerine bomba yağıyor. Acılarını hissedebiliyor musunuz?
Birileri çorak topraklara medeniyet getirmiş. Dokunabiliyor musunuz?
Marketlerde ilaç, eczanelerde de organik süt satılacakmış. Şakalaşıyor musunuz?
Eskiden pofuduk dediğinize, şimdi “marshmallow” diyorsunuz. Kendinize yabancılaşıyor musunuz?
Yenal da bir şeyler söylüyor. Duyuyor musunuz?
( Yaşamı, boş olduğundan değil de boş işlerle geçirmekten yana biraz sancım var. Hani bardakta biraz su vardır da, ne kadar boş ya da ne kadar dolu olduğuyla ilgileniriz. Kimse bardakla ilgilenmez. Oysa ki az ya da çok o suyu tutan bardaktır.
Ve insan… Ruhunu öyle boş öylesine ziyan işlerle köreltmekte ki, gözlerini sadece bakmak için kullanabilmekte. Asla göremeyecek. farkında dahi değil…)

Benzer yazı bulunamadı.
her ne kadar deşifre olduysamda tadından yenmez bi yazı olmuş desem abartmamış olurum herelde :)
ne diyelim bu dilekler yazıda kalmaz toplumada yansır umarım ;) amma velakin foklar çok yalnız :)))
Birilerinin gerçekten bu şeylerin birer problem olduğunu düşünüyo olması inanılmaz ölçüde rahatlık hissetmeme sebebiyet veriyo.
Sorun çok, halledilmesi, yerine daha iyilerin getirilmesi gerekilen o kadar çok şey varki . .
ama bi çözümün de varlığına, sorunların büyüklüğü kadar inanıyorum. ama başka bişey olmalı, yani hepsinden büyük hepsinden kapsamlı hepsinden farklı ama bi o kadarda bütün hepsiyle aynı olan bi çözüm. . yakın bi zamanda uğrar umarım, biz de artık sorun namına durumları değilde oluşu konuşabiliriz.
içimdeki bazı sıkıntılardan olan bu şeyleri böyle güzel ifade ettiğiniz için ayrıca teşekkürler.
Gerçekten çok aklı başında bir yazı olmuş. Kısa sürede facebook’ta o kadar çok paylaşılmasıda ne kadar beğenildiğini gösteriyor zaten.
Yılmaz Özdil geldi aklıma bir an, sonra gitti :) Güzel ve benlik bir yazı olmuş, tebrikler :)
Yılmaz Özdil tadında bir yazı olmuş :)
Başlık “Duyuyor musunuz?” olunca ve yazı içeriğine bakınca söyleyebileceğim şey Orhan Veli’den alıntı oluyor: “duyuyorum; anlatamıyorum”
Güzel bir yazı olmuş ama :)
Aslında sadece duymak da yetmiyor, birşeyler de yapmak lazım!
süper her zamanki gibi :)