Düğün Sevmeyen Kadının Dramı!

Özge Akçaer yazıyor. | 28 Nisan 2010 Paylaş

Toplumumuzda az bulunan bir türden bahsedeceğim bugün size:

Evlenirken düğün istemeyen, hatta düğün sevmeyen kadınlar! Biliyorsunuz; evlenen insanların evlendiklerini, tanıdıkları ve hatta tanımadıkları herkese duyurmaları şarttır. Tanıyanlar akın akın düğüne gider, tanımayanlar da “Bu gürültü ne yahu kaç saattir?” diye evinden küfrederek bu şenliğe katılır. O kadar gürültü sonucunda süper bir eğlence olmasına dair beklentiye giriyor insan; ama bizim düğünler düğünden ziyade bir sürü alakasız insanın bir araya toplandığı ve mutsuz mutsuz sağa sola bakınıp dedikodu yaptığı keyifsiz ve yorucu ortamlardır!

Katılanların profili ise şöyle:

1) Aynı şehrin uzak köşelerinde ve başka şehirlerde birbirinden uzak yaşayan bir sürü insan. Akraba olduğu halde birbirini hatırlamama durumu çok sık oluyor, o akşam tanışılıyor.
2) Seyrek görüşüldüğü için samimiyet kaybolmuş, sadece kan bağı var.
3) Birbirini hiç tanımayan ve o akşam birleşen iki sülale var.
4) Ve bizim toplumumuzda evliliklerde aileler birleşmez, aileler kapışır, güç gösterisine girişir nedense. Daha çok gıcıklık çıkaran daha çok sözünü dinletir anlayışı var. Zaten evlilik süresince dış mihraklardan kaynaklanan sorunların tek sebebi budur!
5) İki taraf birbirini nefretle süzer. Bu çatışma ve nefreti, adası işgal edilen yerlilerle korsanlar arasında görmek bile zordur.
6) Gelinin ve damadın dedikodusu bol bol yapılır, memnuniyetsizlikler belirtilir. “Ne şimdi bunun giydiği gelinlik mi, ay surata bak, damat da bula bula bunu mu bulmuş???”
7) Takılan takıların ve paraların başında iki aile kavgaya daha düğünde başlar, düğün ödemeleri sorun olur. Takıların paylaşımı evliliğin ileriki yıllarında en az 20-30 yıl konuşulabilen bir konu olur ve tazeliğini asla yitirmez. Bu esnada ülke 5 başbakan değiştirmiş, nüfus iki katına çıkmış, düğündeki çocuklar torun sahibi olmuş, hatta ÖSS bile kalkmış ve artık üniversiteye öğrenci bile alınmamaktadır. Ama kayınvalidenin cebine attığı küçük altın hala taze bir dedikodudur!
8) Tanımadık bir sürü insan küçücük salona doluşunca uğultu bile baş ağrısı yapar. Arı kovanına girilmiş gibi olur. Bunaltıcı sıcağı saymıyorum bile.
9) O günün hayalini 4 yaşından beri kuran gelin ağlamaklıdır. Zavallım düğünü kendini bildi bileli öğretildiği üzre matah bir şey zannettiği gibi, o akşamki hayal kırıklığının kat kat fazlasını daha evliliğinin ilk aylarında yaşamaya başlayacaktır.

Küçükken zorla götürülürdüm bazen düğünlere, içim sıkılırdı. Evlenen kızı

düşünürdüm hep, “Kızcağızın en önemli gününde ben tanımadığı biri olarak orda olacağım onun için ne kötü bir şey!” diye. En az 5-6 senedir gitmiyorum hiç, içim kaldırmıyor. Evlilik konusunda biraz fazla karamsarım, “O akşam evlenen kız ileride kocasından kötü laflar işitecek, belki de aldatılacak, dayak yiyecek, kayınvalide görümce derdi çekecek, mutsuz yaşlanacak.” diye, bu sonun başlangıcı olan o düğünlere gidip o kızları görmek istemiyorum. O kıza kötülükler yapacak damadın yüzüne bakasım gelmiyor.

Böyle ortamlar, çeşitli sebeplerden dolayı hiç içimi açmıyor kısacası. Dolayısıyla, zaten evvelden ezelden evlilik karşıtı olan ben, düğünlerden nefret ediyorum. Türk toplumunda mutlulukla sonuçlanacak bir “sülale birleştirme operasyonu” olamaz çünkü! Sonra da bu düşüncelerimi etrafa açınca “Ay ne kadar duygusuzsun!” oluyor. Duygulu olmak böyle düğünlere bayılmaksa halimden memnunum!

Önerim, olacaksa küçük ve samimi bir ortamda az kişiyle olsun, veya düğüne ayrılacak ödenek daha güzel şeylere harcansın. O parayla çift güzel bir tatile gitsin, ne bileyim eve kütüphane yaptırsın, DVD koleksiyonu yapsın filan. İnsanda zevk olduktan sonra parayla harikalar yaratılır. O kadar parayı bu kadar zevksiz bir organizasyonda yitirmek niye?

Ama gelenekler iliklerimize o kadar işlemiş ki, düğün istemeyen kadın duygusuzlukla, saygısızlıkla, sevgisizlikle damgalanıveriyor. “Aaaa, düğün istenmez mi hiç, ayıp!!! Bir daha duymayayım! Oğlanın anasına söylemeye kalkma sakın, elli yıl anlatır valla, tepemize ekşir durur!” Yani, geleneğe karşı çıkıp bu olayı kendi isteğine göre yönlendirmeye çalışanlara sabır ve başarı diliyorum. Böyle dedim diye korkmayın, çaba gösterin siz. Belki felek yüzünüze güler de, evlendiğiniz gün eğlenmek de nasip olur!

Benzer yazı bulunamadı.

4 yorum var
  1. Yenal Saral - 30 Nis 2010 09:46

    Ben de hazzedememişimdir nedense. Geliyorlar da bana mı geliyorlar sanki. Kendi düğünüme katılmayı düşünmüyorum bu nedenle.

  2. Ebru Alfa - 1 May 2010 14:51

    hele bi o gün gelsin. düşünücem orjinal bişiler :)

  3. Rumeysa - 12 May 2010 18:44

    içimi dökmüşsünüz..:)

  4. A Özgün - 11 Haz 2010 21:54

    Genelde yeni neslin çoğu rahatsız bu tip organizasyonlardan. O yüzden salon düğününden uzak kalınmaya çalışılıyor. Kır düğünü, otel tarzı mekanlar zengin ediliyor. Sadece yakın aile&akrabaya ya da arkadaşlara özel organizasyonlar yapılmak istense bu sefer masrafları nasıl karşılayacağız korkusu oluyor. Evlenmek zor bu devirde.

yorum yapın
  • Etiket Bulutu

    abd afer.in allen amerika atatürk avrupa basketball basketbol blog bryant ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson izmir jordan kadın kobe Mizah nasıl yapılır nba otobüs parlaklık reklam seyahat Sinema Spor takım tarih tatil türkiye vize çocuk öğrenci üniversite ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

    • 2010 (116)
    • 2009 (92)
  • Bizi tanımak ister misiniz?