Günümüzde demokrasi kavramının pek çok kişi tarafından içi boş bir şekilde gelişigüzel kullanıldığını görüyoruz. Bu noktada, boşlukların kaynağına, yani demokrasinin tanımına dikkat çekmek gerekiyor. Demokrasinin ne anlama geldiği tam olarak bilinmediği sürece bir çok sistemin, öyle olmadığı halde kendisini demokratik olarak nitelemesi kuvvetle muhtemel bir durum.
Dünya üzerindeki hemen her toplum kendi içinde azınlık ve çoğunluğu barındırır. Demokrasinin gerçek tanımının arandığı bu yolda işe, azınlığın daima çoğunluğun tercihlerine boyun eğmek zorunda kalması gerekip gerekmediği sorgulanarak başlanmalıdır. Demokrasiyi, belli bir yerde %51 çoğunluğun kurallarına uyulması şeklinde algılarsak, hiç de azımsanmayacak bir oran olan % 49’u görmezden gelmiş ve onu çoğunluğa boyun eğdirmiş oluruz. Demokrasi, en saf haliyle bir toplumun doğrusu, onun iyisi olarak tarif edilse bile bu yetersiz bir tanım olacaktır. Şöyle ki, batılı devletlerde genel anlamda gördüğümüz demokrasi, çoğunluğun yanında azınlığın da haklarına saygı duyan bir sistemdir.
Bir başka deyişle, çoğunluğun seçimi geri dönülemez ve karşı çıkılamaz bir hüküm değildir. Böylece azınlık korunmuş olur. Demokrasi uygulanması zor olduğu kadar karmaşık bir sistemdir de. Toplumun doğrusunun ne olacağına çoğunluğun karar vermesi bazı elitlerin hoşuna gitmeyebilir. Ancak elitlerin azınlıkta olduğu bir durum söz konusuysa, tam anlamıyla demokrasinin varlığından söz edebilmek için onların çoğunluğa saygı duyması gerekir. Yine de bu saygı hiçbir şekilde boyun eğmeği zorunlu kılmamalıdır.
Azınlığın ve çoğunluğun birbirine karşı duymaları gereken saygı noktasında demokrasinin algılandığı perspektif devreye girer. Bu noktada demokrasi, ya toplum değerleri tarafından keşfedilen hükümet biçimi olarak ya da birbirleriyle rekabet halinde olan çıkar ve tercihlerin uzlaştırılması olarak algılanır. Şüphesiz, çoğunluğun tercihini kayıtsız kabul eden popülist yaklaşım gerçek anlamda demokrasiyi sağlamaktan uzaktır. Eğer bir toplumda azınlığı oluşturanlar, mutlaka bir tek kazananın olacağı, uzlaştırılması mümkün olmayan bir sorunla karşılaşırlarsa yenik düşmek durumunda mı kalacaklardır? Bu yönde uyumun azınlıklar tarafından daha kolay hazmedilebileceği şekilde yasal düzenlemeler yapmak yararlı görülebilir, ancak yine de çıkar çatışmaları varlığını hissettirecektir. Bugünkü azınlığın yarınki çoğunluk olmayacağının garantisi hiçbir zaman verilemez. Bu yüzden demokrasinin anlamının saptırılmadan uygulanması ve ‘’yaygın destek’’ sağlanması temel amaç olmalıdır. Bu iki unsurun temelinde çoğunluğun yanında azınlığın haklarına da saygı duyulması yatar. Kısacası demokrasi, hem genel kuralların hem de temel insan haklarının gözetildiği bir sistemin içinde varolabilir.
Yazan : Büşra Sayım
Benzer yazı bulunamadı.
Günümüz Türkiye’sinde herkesin okuması gereken, demokrasinin sağlıklı olarak işlemesi için nasıl yapılandırılması, nasıl uygulanması gerektiğini anlatan başarılı bir yazı olmuş, tebrikler.
ben yazıyı okumadım.merak ediyorum ama üşendim şuan.okuyamicam.olsun yine de yazdığın bu güzel yazı için tebrik ederim..
DEMOKRASİNİN KÜLTÜRLE İLİŞKİSİ NEDİR MERAK EDİYORUM