Biz Aslında Viyana’yı Fethettik!

Kubilay Şengün yazıyor. | 26 Şubat 2010 Paylaş

12 senelik “zorunlu eğitim” hayatımızın 4. senesinden itibaren tarihle fazlasıyla haşır neşir olmaya başlıyoruz. Bu “yakın ve sıcak” ilişkimiz geri kalan 8 sene boyunca artan bir dozaşımıyla devam ediyor.

Bu derslerde fazlasıyla Osmanlı Tarihi’ne göz atma ve öğrenme şansımız oluyor. Birçok savaş, kuşatma, tarih ve bilgi ile karşı karşıyayız. Ama belki  de Viyana kuşatması bizim için en hayal kırıklığı ve başarısızlıkla dolu olanı, en azından ben şimdiye kadar öyle olduğunu düşünüyordum.

Viyana fazlasıyla cafeleriyle ünlü. Gittiğiniz her ülkenin her şehrinde “Viennese” bir kahve cafesi bulmanız olası. Peki bizim yani Türk’lerin bundaki payı ne?

Viyana’daki ilk kahve dükkanının hikayesi şöyle;

Jerzy Franciszek Kulczycki

Jerzy Franciszek Kulczycki yarı Ukrayna’lı yarı Polonya’lı, ne aklınıza gelirse yapmış bir adam. (Asker, diplomat, işletmeci) Bu zat-i muhterem Osmanlı tarafından esir alınıyor ve bugünkü Yugoslavya topraklarına çevirmen olarak yollanıyor. Kendisi Lehçe, Türkçe, Almanca, Romence biliyor. Bu süre içinde Türk kültürünü fazlasıyla öğreniyor. Jerzy zamanla gelişen hikayesinde kendisini Viyana Kuşatması’nın ortasında buluyor, Duke’la anlaşarak bizim saflarımıza Osmanlıca şarkılar söyleyerek giriyor ve tahlillerde bulunuyor. Yaptığı tespitler Avusturya Ordusu için kilit bilgiler niteliğinde oluyor ve savaşın seyrini onların lehine değiştiriyor. Kuşatma sonrasında kendisi Viyana halkı için bir “kahraman” sıfatı kazanıyor.

Jerzy zaman içinde yaptığı birikimlerle  Viyana’daki ilk kahve dükkanını açıyor, Türkler’le olan etkileşimininde etkisiyle açtığı kahve dükkanında Türk Kahvesi servis ediyor, yani ilk “Viennese” kahve dükkanında Türk Kahvesi ikram ediliyor.

Bende bu hikayeyi yabancı bir arkadaşımın blogunu okurken öğrendim, onun yazdıklarını görünce şaşkınlığım üzüntüye dönüştü…

Türk Kahvesi

” Osmanlı kahveyi batı dünyasıyla tanıştırdı ve hatta savaşla fethedemediği Viyana’yı kahveyle fethetti. Ancak  kahve Türkiye’de Nescafe diye adlandırılıyor, bence bu korkunç bişey! “

Bugün kahve, petrol ve altın gibi değeri takip edilen ve yatırım yapılan bir ürün.Hatta petrolden sonraki en değerli sıvılardan biri…

Kahve kültürüne kimse sahip değilken sahip olan bir milletin, hem bu kültürüne ne kadar sahip çıktığı, hem ne kadar Starbucks delisi olduğu hem de bu ürün üzerinden gelişen ticaretten ne kadar pay aldığının tartışılması ve gereken adımların atılması gerekiyor.

Hikayenin tamamını burdan okuyabilirsiniz.

Benzer yazılar:

  1. Kahve Zincir Savaşları
3 yorum var
  1. Muhammed Yıldırım - 27 Şub 2010 12:30

    Kahveyi kaçırmışız bari çayı kurtaralım. Hep aklımda şöyle esaslı bir çay zinciri kurmak var. Uygun zaman geldiğinde kahve zincirlerine alternatif olurum artık :) Şaka bir yana son paragrafa katılmaktayım…

  2. Hüseyin Salman - 27 Şub 2010 13:35

    Mehmet’in de böyle bir planı vardı acele et bence :=) Bu arada yazı çok güzel Kubilay.Teşekkürler…

  3. Tyler - 4 Mar 2010 01:40

    Thanks for reading my blog Kubilay! I think there deserves be a Turkish chain of cafes entering foreign markets everywhere that rivals Starbucks. Coffee originally comes from Ethiopia, but Turkey brought it to the world! It can do it again.

yorum yapın
  • Bu yazılar çok afer.in aldı

  • Etiket Bulutu

    abd afer.in allen amerika atatürk avrupa basketball basketbol blog bryant ekonomi evlilik eğitim facebook film fotoğraf fotoğrafçılık futbol gençlik gezi hayat internet iverson izmir jordan kobe lise Mizah nasıl yapılır nba otobüs parlaklık reklam seyahat Sinema Spor takım tarih tatil türkiye vize çocuk öğrenci üniversite ışık
  • En son bu yorumlar yapıldı

  • Biz beğendik, buyrun siz de okuyun


  • Arşiv

  • Bizi tanımak ister misiniz?