Günümüzde demokrasi kavramının pek çok kişi tarafından içi boş bir şekilde gelişigüzel kullanıldığını görüyoruz. Bu noktada, boşlukların kaynağına, yani demokrasinin tanımına dikkat çekmek gerekiyor.
Sizlere bu gün bir yazıyla değil, sade bir karikatürle seslenmek istiyorum. Bugün, ülkemizde ve dünyamızda domuz gribinin rant kapısı haline getirildiği günlerden sadece biri…
Amerikan Müzik Ödülleri’nde sahne alan Lady Gaga, performansıyla yine kendinden söz ettirmeyi başardı. Deyim yerindeyse sahnede adeta kendinden geçti. Her yerde onun şarkıları çalınıyor ve her yerde onun dedikodusu yapılıyor. Peki kim bu zaman zaman uzaylı görünümlü zaman zaman seksi görünmeye çalışan ve iddialı şarkılara imza atan kadın?
Nasıl ki ilkel kabilelerin kötü ruhları kovmak ve her türlü musibeti uzak tutmak için kendilerine özgü dansları varsa; küreselleşme çağında da karşımıza çıkan çeşitli teknolojik musibetlerle başa çıkmamızı sağlayan bir dans var: Yıldız Tilbe dansı!
Utah Jazz deyince NBA severlerin aklına başlıca üç isim gelir: John Stockton, Karl Malone ve Jerry Sloan. İlgiyi üçüncü isme çekmek istiyorum. Utah Jazz’ın koçu Jerry Sloan’a.
Ortaokul ve lise hayatı boyunca içinde yazı yazma isteği olanı da olmayanı da yazmaktan soğutan bir kısıtlamaydı. Neymiş efendim? Düzeni simgelermiş bu üçleme.
“Çocuk edebiyatı yoktur. Edebiyat vardır, çocuklar da ondan kendilerine göre koparabildiklerini alırlar.”
Bu yazıdaki konumuz hızlandırılmış toplu taşıma araçları olacak.
Malumunuzdur, yurdumuzda iktidar olsun muhalefet olsun bütün siyasi aktörlerin her ne amaç ve yöntemi izleseler de mutabık kaldıkları büyük bir ortak nokta vardır: Atatürkçülük